SDG tasfiye ediliyor
Diğer
19 Ocak 2026
Mazlum Abdi ve Ahmed Şara
Suriye’nin kuzeydoğusunda bitmek bilmeyen “diyalog masasının” devrilmesi akabinde ortalık toz duman!
Ülkedeki Kürt azınlığın haklarını tanıyan ve Kürtçeyi resmi dil ilan eden Suriye cumhurbaşkanlığı kararnamesinin beklentilerini karşılamadığını açıklayan YPG’ye bağlı gruplar ile bölgedeki Arap aşiretlerin de desteğini alan Suriye hükümet birlikleri arasında ipler tamamen koptu ve silahlar konuşmaya başladı. Fırat üzerindeki, daha önce YPG kontrolünde bulunan, ülke ekonomisi için stratejik öneme sahip Teşrin ve Tabka barajları ile Rakka ve Deyrizor gibi şehirler dün hükümet güçleri ile Arap aşiretlerinin denetimine geçti. Bölgedeki SDG sembolleri de aşiret mensuplarınca tahrip ediliyor.
Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, barajların yeniden Suriye hükümetinin kontrolüne geçmesi ile ilgili olarak, “Cezire'nin kaynaklarının Suriye halkına iade edilmesi, yeniden yapılanma çabaları, tarımın, enerjinin ve ticaretin canlandırılması ve ülkenin doğal zenginliğine ve vatandaşlarının çabalarına dayalı, direngen bir ulusal ekonominin inşası için önümüze geniş imkanlar açmaktadır," dedi.
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack’ın soluğu dün öğle saatlerinde Şam’da aldığı bildiriliyor. ABD’nin, el-Şara'yı “well done, boy!” diyerek tebrik etmesi de muhtemel, Fırat havzasındaki operasyonu tahdit koydukları noktada durdurmaz ise, Suriye’ye yönelik yaptırımların yeniden uygulamaya konulmasıyla tehdit etmesi de. Hatta ikisi birden muhtemel.
Barrack’ın ziyareti öncesinde Suriye Dışişleri Bakanlığı, televizyondan yayınlanan açıklamasında şunları dile getirdi: “ SDG'yi 10 Mart anlaşmasının uygulanmasında ortağımız olmaya çağırıyoruz. SDG, Fırat'ın batısındaki bölgelerden çekilmeyi reddederek son anlaşmaya uymadı. SDG'ye karşı askeri operasyon, 10 Mart anlaşmasını uygulayacağını kabul eder etmez sona erdirilecektir. Askeri operasyonun amacı, SDG'yi 10 Mart anlaşmasını uygulamaya zorlayacak bir gerçeklik yaratmaktır. IŞİD ile mücadele ve güvenlik durumunun kontrolü konusunda ABD yönetimiyle koordinasyon halindeyiz.”
Öte yandan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suriye ordu birliklerine “SDG’ye yönelik saldırılarını derhal durdurması” çağrısı yaptı.
Şimdi hafta sonu yaşanan gelişmelere biraz ayrıntılı olarak yer verelim:
Ülkenin geçici Devlet Başkanı Ahmed el-Şara'ya bağlı HTŞ güçleri ile YPG’ye bağlı gruplar arasında Fırat havzası boyunca kuzeyden güneye çok sayıda noktada çatışmalar yaşandı ve bölgedeki Arap aşiretlerin de hükümet birliklerine verdiği destekle, Kürt gruplar Deyr Hafir, Menbiç kırsalı, Rakka, Deyrizor gibi bölgelerden doğuya doğru çekilmek zorunda kaldılar.
Hükümet birliklerinin yer yer Fırat’ın doğusuna da geçerek, pek çok noktada denetim sağladığı gelen haberler arasında. SDG'nin Suriye ordusuna entegrasyonu konusunda varılan ancak SDG lideri Mazlum Abdi’nin uygulamakta ayak dirediği 10 Mart 2025 tarihli mutabakatın gelinen noktada hükmünü yitirdiğini söyleyebiliriz sanıyorum.
Aslında SDG yönetimi, Amerikalıların arabuluculuğu üzerinden Suriye hükümetiyle Fırat'ın doğusunda bulunan Deyr Hafir bölgesini boşaltmayı kabul eden bir mutabakata varmıştı. Fakat Cumhurbaşkanlığı kararnamesinden memnun olmayan SDG’nin çekilmeyi gerçekleştirmemesi üzerine Ahmed el-Şara'ya bağlı Suriye Ordu birlikleri harekete geçti.
SDG’nin geçen hafta güçlerini çekmeyi reddettiği Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çıkarılması akabinde bölgede kontrolü sağlayan ordu birlikleri hafta sonu kentin doğusuna doğru ilerledi. Suriye Devlet Televizyonu el-İhbariyye, ordu birliklerinin kontrolü sağlamak amacıyla bir süre sonra kentin batısından Deyr Hafir’e girmeye başladığını duyurdu. Odu birliklerinin 17 Ocak Cumartesi günü sabah saatlerinde kentin kırsalındaki Humeyme köyüne de giriş yapmak üzere birlik sevkiyatı gerçekleştirdiği ileri sürüldü.
Deyr Hafr’i ele geçiren Şara'ya bağlı HTŞ güçleri, ardından Fırat’a doğru ilerleyerek SDG güçlerinin ağır silahlarını bırakarak çekildiği el Cerrah askeri havalimanında 17 Ocak günü erken saatlerde denetimi sağladılar.
Hükümet kuvvetleri ile Kürt gruplar arasında Suriye’nin ekonomik canlılığı açısından hayati önem taşıyan Teşrin, Tabka gibi barajlar ile petrol ve doğalgaz sahalarının bulunduğu stratejik bölgelerde de çatışmalar yaşandı.
Bölgedeki kontrol noktalarına takviye olarak gelen TSK’ya bağlı askeri birliklerin de 15 Ocak gecesi ağır teçhizatlarla Menbiç şehrine girdiği ve Teşrin Barajı bölgesine doğru ilerlediği ileri sürüldü. Bölgedeki gazeteciler, 18 Ocak günü Teşrin Barajı bölgesinde şiddetli........© T24
