ABD ve İsrail gerçekten İran’ı vurmak istiyor mu?

Diğer

26 Ocak 2026

ABD’nin Orta Doğu’daki askeri yığınağı tüm zamanların neredeyse en yüksek seviyesine çıkmışken, İsrail'in de İran'la yeni bir çatışmaya hazırlandığına dair sinyallerin arttığı ileri sürülürken acaba gerçek ne?

ABD gerçekten de İran’ı vurmak üzere mi?

İsrail tam şu noktada gerçekten de İran’a yönelik doğrudan yeni bir saldırı peşinde mi?

Ekim ayında kaleme aldığım bir yazımda “İran’da rejim değişikliğini ya da bu ülkenin nükleer programı tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyecek, küresel ekonomiyi de daha çok etkileme potansiyeline sahip, daha sert bir savaş bizi bekliyor gibi. Sinyaller o yönde!” demiştim. Ama ABD ve İsrail tam şu noktada bunu gerçekten istiyor mu, acaba?

Önce ABD cephesine bakalım:

ABD savaşı istiyor mu?

Trump, İran ile 2015 yılında (Obama döneminde) imzalanmış olan ve Tahran yönetiminin nükleer programının barışçıl olmasını garanti altına alan JCPOA (Joint Comprehensive Plan of Action) anlaşmasından 2018 yılında imzasını çekti. Geçen yılın haziran ayındaki 12 günlük savaşta da bu ülkenin nükleer tesislerini bombaladı. Başkan Trump’ın İran’ı defalarca vurmakla tehdit ettiğini de biliyoruz. USS Abraham Lincoln uçak gemisi saldırı grubunun da artık ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) bölgesine girdiği biliniyor. Bu uçak gemisi, Tomahawk, JASSM-ER ve LRASM gibi füzeleriyle çok sayıda İran tesisini vuracak menzile ulaşmış durumda. Dolayısıyla savaşın her an patlak verebileceğini söylemek mümkün.

Ancak, Mossad’ın, MI6 ve CIA’in gayretleriyle İran’da rejim değişikliği gerçekleştirmek ya da o yolda alınacak mesafeyi kolaylamak üzere geçen ay sonlarında giriştikleri operasyon başarısızlıkla sonuçlanmasa, ülkedeki hayat pahalılığına isyan ederek yönetimi protesto etmek üzere sokaklara çıkan insanlar olan bitenin farkına varıp geri çekilmese, yaşanan provokasyonda İran meydan ve sokaklarını kana bulayan saha ajanları yakalanmasa, belki bugün Orta Doğu semalarında oradan oraya seyreden füzeleri vs. konuşuyor olacaktık. Ancak ABD ve İsrail’in İran’daki rejim değişikliği operasyonunda gelinen şu “başarısızlık” noktasında, kaotik sonuçları kazanımlarını gölgeleyebilecek bir doğrudan saldırıya kolay kolay girişeceklerine pek ihtimal veremiyorum. Hele de uzun zamana yayılacak bir savaşın Trump’a modern tarihin en önemli ara seçimleri olacağı düşünülen, yerel, eyalet geneli ve ABD genelinde (federal) sandığa gidilecek “2026 Midterm Election”ında faydadan çok zarar getirme potansiyeli çok yüksek iken! Üstelik Temsilciler Meclisi’nde 435 vekilin seçileceği, Senato’da 35 sandalyenin değişeceği, 36 eyalet ile 3 bölgede valilik ara seçimlerinin gerçekleştirileceği araseçimle ilgili kamuoyu anketlerinde Demokratlar 2-3 puan önde görülürken!

Ayrıca şunu da unutmayalım, İran’ın elinde bulunan hipersonik füzeler ile denizaltı filolarının ABD ve/veya İsrail’in bu ülkeye yönelik doğrudan saldırı senaryosunu daha karmaşık hale getireceği de son derece net. Böyle bir durum, petrol piyasalarının çok daha uzun süre istikrarsız kalması ve fiyatların yükselmesi de demek. Dünyanın içinden geçmeye başladığı süreci iyice kaotik, hatta kontrol edilemez hale getirebilecek böyle bir senaryoyu, Amerikalıların satın aldığına pek ihtimal vermiyorum.

Yanılma ihtimalim azımsanmayacak kadar yüksek olmakla birlikte, kanımca Trump, İran’ı kendilerine ya da bölgedeki İsrail ve diğer müttefiklerine karşı ilk saldırıyı gerçekleştirmek üzere, tetiği ilk çeken yapmak üzere kışkırtma peşinde. Bir opsiyon bu. Ancak ilk vuruş İran’dan gelirse, donanmasının........

© T24