Normal olanı unuttuk

Normal ve anormal meselesini bizim kadar çekiştirmek suretiyle her şeyi birbirine karıştıran pek az ülke vardır. Kafa karışıklığı arttıkça yaşadıklarımıza dair tuhaflıklar silsilesi de karmaşıklaşmaya devam ediyor. Ülkede gün geçmiyor ki bu kadar da olmaz dedirtecek tuhaflıklar yaşanmasın. Son bir hafta içerisinde olup bitenlere şöyle bir göz attığınızda, gündemin neden bu kadar çabuk bir şekilde ortadan kalkmakta olduğunu daha iyi anlamaya başlıyorsunuz çünkü başka bir şansımız yok! Bir başka ifadeyle olanları bir an önce unutmamız ve yeni tuhaflıklara yelken açmamız gerekiyor. Önce yıllarca tabu haline dönüştürülen ve iktidarın resmî tatil haline dönüştürdüğü 1 Mayıs tarihinde yaşananlar ile başlayalım. Her yıl aynı tarihte benzer görüntüleri vermekten imtina etmeyen bir anlayışımız var. Önce hangi güzergahların kullanılamayacağı duyuruluyor ardından da oradan geçmeye çalışanlara dönük son derece sert ve bir o kadar da olmayacak denilen görüntülüler ortaya çıkıveriyor. Bu sefer kameralara takılan üç görüntü yürek burkucuydu. Umur Talu son yazısında her üçünü de ortaya koydu. Ters kelepçeli teyze, önünden giden kadının saçlarına yapışan kadın polis ile yakın mesafeden doğrudan genç kızın yüzüne biber gazı sıkan polis görüntüsü. Günün anlam ve öneminin yerini belirli yerleri kontrol etme üzerinden yürüyen bir anlayış esir almış vaziyette ve bu durumu değiştirmediğimiz sürece resmî tatil yapılmış olmasının herhangi bir anlamının olamayacağını hala kavrayabilmiş değiliz!

Cumartesi günü süper lige yükselme karşılaşmaları sona erdi ve akabinde büyük bir tartışmanın da fitili ateşlenmiş oldu. Amedspor’un lige yükselen ikinci takım olması sonrasında süper lige hoş geldin mesajı yayınlayan Beşiktaş (564.740), Fenerbahçe (610.300) ve Galatasaray (289.510) takipçisini kaybetti. Bir anda tartışma bambaşka bir anlam içerisine sokulmak suretiyle futbol sahaları üzerinden bölücülük ve ırkçılık tartışmaları başladı. Hoş geldin mesajları yayınlayan bazı kulüpler bu mesajları, taraftarlarından gelen tepkiler sonrasında kaldırdıklarını kamuoyuna açıklamak zorunda kaldılar. Bir zamanlar böyle bir takım ve yer isminin kabul edilemeyeceğini belirtmiş olan siyasi parti temsilcileri, bu başarı sonrasında tam aksi yönde beyanat vermek suretiyle rahmetli Süleyman Demirel’in ‘Dün dündür bugün de bugündür’ sözünü bir kez daha yâd etmiş oldular. Fakat işin asıl ilgi çekici boyutu bu ülkede her defasında futbola siyaset bulaştırılmamalıdır diyenlerin sayesinde bu ülkenin futbolunun en az futbol olarak kalmaya devam ediyor olmasıdır. Yani bu ülkede futbol demek siyaset demektir. Ama her nedense ülkenin içerisinde olan bitenler konusunda bu kadar hassas olan taraftarların, takımların ve futbol yönetimlerinin konu İsrail’in yapıp ettiklerine geldiğinde seslerini çok daha cılız bir şekilde çıkartmak durumunda kalmalarıdır. Ya da bir İrlanda kadar olamadıklarıdır. İrlanda 4 Ekim tarihinde Dublin’de İsrail ile oynayacağı maç için hazırladığı videonun sonunda ‘İsrail ile oynamak soykırımı desteklemek’ diyecek kadar net bir duruş sergilerken bu duruşun hiçbir Müslüman ülke tarafından sergilenmiyor oluşudur. Futbol üzerinden değerlerin nasıl savunulabileceğini görmek isteyenler için linki bırakıyorum.

Bir diğer tartışma konumuz ise Bosch firmasının Anneler Günü için hazırlamış olduğu reklam filmiydi. RTÜK söz........

© T24