We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Muhafazakâr mahallede iktidar ve dönüşen habitus

49 8 71
22.03.2019

Başlık İrfan Özet’in İletişim Yayınları’ndan iki hafta önce yayınlanan Fatih Başakşehir isimli kitabına ait. Çalışmayı özgül kılan husus ise son on beş yirmi yıl içerisinde giderek etkisi artan muhafazakârlığın gündelik hayat içerisinde İstanbul’un iki farklı ilçesi özelinde nasıl bir görünüm arz etmekte olduğunu alana ilişkin örneklerle ortaya koymasıdır. Kitabı okumak isteyenleri bir hayli sürprizin beklediğini ve bir o kadar da şaşırtıcı bulguları ortaya koyduğunu da daha en baştan hatırlatmış olalım.

Ülkemizde sosyolojinin ve sosyal bilimlerin yaşanan dönüşüm süreçleri üzerine çok daha fazla söz söylemeye ihtiyacı olduğu konusunda neredeyse bir fikir birliği bulunmaktadır. Buna karşın ne yazık ki ülkemizin akademi geleneği her geçen gün biraz daha fazla yaşananlardan kopmakta ve adeta zorunlu olduğu için yapıla gelinen tezlerle, makalelerle yoluna devam etmektedir. Fakat arada tıpkı bu çalışmada olduğu gibi suya sabuna dokunmanın ötesine geçmeyi başarabilen ve gerçekten yaşadıklarımıza temas edebilen çalışmalarda yapılmaktadır. Bu açıdan İrfan Özet’in doktora tezi olarak başlatıp kitaplaştırma süreci ile sonlandırdığı bu çalışma hem akademik hem de entelektüel dünya açısından önemli bir referans kaynağı olma vasfına sahiptir.

Gündelik hayatın içerisinde yaşanan gelişmelerin özellikle kentin içerisinde meydana getirdiği etkileri takip etmek ve buradan uç veren fikri, siyasi ve ideolojik yaklaşımları yakalayabilmek son derece önem arz edecektir. Kentin kendine özgülüğü ve farklılıklar temelindeki bir aradalığı hiç olmadığı kadar çeşitliliği görebilmemize ve buradan hareket etmek suretiyle yaşananlara ilişkin bilgi sahibi olabilmemize yol açmaktadır. “Gerçekten de belirli bir toplumsal yapısal düzeydeki değişimlerin yansıdığı alanların başında kentler gelmektedir. Kentin rasyonel dünyasını dikkate aldığımızda, değişimlere adaptasyonda çizdiği istikrarlı manzarayı anlamak zor olmasa gerek. Sosyal değişme ve kentler arasındaki bu bağıntı, ‘muhafazakarlığın egemen halleri’ne odaklanan bu çalışmada da referans niteliğindedir”(15-16).

Kitapta İstanbul’un iki farklı yerleşim yerini simgeleyen Fatih ve Başakşehir ilçelerindeki muhafazakar yaşantı ele alınmaktadır. Bunun için ise “sosyal grupların rekabetçi-dışlayıcı yüzlerini merkeze alan Weberyen ‘sosyal kapanma’ ve Bourdieucü ‘habitus dönüşümü’ formülasyonlarının yanı sıra Frank Parkin’in ‘dayanışma temelli bir kapanma’ yaklaşımları kuramsal çerçeveyi çizmek için kullanılmıştır. “Dışlayıcı kapanma ve habitus dönüşümü arasındaki bağıntı araştırmanın yaslandığı temel referans alanıdır…Fatih ayağında, dışlamanın motivasyon kaynaklarının başında, gündelik hayatın parçası halindeki belirli toplulukların varlığı gelir. Başakşehir’e geldiğimizde ise dışlamalar; sınıf habitusu, kimlik, kültürel sermaye ve homophily(bireyin ve grupların kendileriyle benzer sosyal kimliğe sahip olanlara karşı duydukları eğilim ve yakınlıklar) gibi site-kent dokusuna uygun bir hat izlemektedir. Dışlayıcı kapanmanın varlık kazandığı bir diğer alan ise, mekan merkezli dinamiklerdir. Bu çerçevede, her iki yaşam alanındaki muhafazakar sakinlerin çizdiği ‘kentsel manzara’, göç ve güven(siz)lik eğilimleri, dışlayıcı kapanmanın mekânsal boyutlarını içermektedir”(22).

“Habitus, bireylerin sosyalleşme süreciyle belirli bir şekilde dünyayı görmelerine yol açan eğilim ve yatkınlıklardır. Bireysel karakter ya da ahlaktan ziyade sosyal yapıları meşrulaştıran ve yeniden üreten kültürel –sınıfsal koşullara işaret eder…Sınıf habitusu bize sosyal kapanma pratiklerinin sınıfsal boyutlarını yakalama imkanı verir…Egemen konumları işgal edenler, koruma stratejilerini sürdürme eğilimindeyken, tabi konumdakiler yıkma stratejileri geliştirmeye yatkındırlar”(33-34). Bourdieu’nun sosyal bilimlere kattığı son derece önemli bu kavramla birlikte çalışmanın ilerleyen aşamalarında farklı muhafazakar mahallelerde söz konusu sınıf habitusunun nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ve iktidarın bu dönüşümden nasıl etkilendiği örnekleriyle ortaya konulmaktadır.

İki farklı ilçe ve bu iki farklı mekanda yaşanan dönüşüm süreci aynı zamanda ülkemizin 1950’li yıllardan bu yana geçirdiği yapısal ve siyasal dönüşümle de yakından bağlantılıdır. Fatih ilçesi özelinde çalışmaya yansıyanlar bu açıdan Türkiye’nin köyden kente göç olgusuyla yaşadığı nüfus dalgasını ve burada yaşanan gelişmeleri bir kez daha ancak bu kez daha farklı bir pencereden görmemize yol açmaktadır. 6-7 Eylül 1955 olayları sonrasında gayri Müslüm nüfusun terk ettiği mahalleleri göç yoluyla gelenler doldurmaya başlayacaktır.........

© T24