İlber Ortaylı’nın ardından olup bitenler
Pazartesi günü çok önemli bir ismi son yolculuğuna uğurladık ve ne yazık ki yine son dönemlerde olduğu gibi benzer tartışmalar içerisinde kamuoyunun gündemi bin bir parçaya bölünüverdi. Öncelikle karşımızda son derece donanımlı ve söz konusu donanımının yanı sıra popüler kültürün yarattığı halenin de bilincinde olup, hareket etmeyi başarabilen bir kişilik vardı. İlber Ortaylı, kendine özgü ifadeleri ile sadece tarih alanına olan vakıflığını değil diğer alanlara ilişkin deneyimlerini de sentezlemeyi çok iyi becerebilen bütün bunları sözün büyüsü ile nesiller boyunca aktarmayı başarabilen nadir insanlardan biriydi. Belki de bu özellikleri nedeniyle de ülkemiz halkının önemli bir kısmı tarafından çok ama çok sevildi. Ne kadar çok sevildiğine ilişkin önemli bir gösterge olarak kendisinin cenaze törenine gösterilen teveccühe bakmak sanırım yeterli olacaktır. Ama öte yandan aynı kişinin sağlığında ortaya koyduklarına yanıt veremeyen veyahut seslerini yükseltemeyenlerin birdenbire harekete geçmeleri de dikkat çekicidir. İşte asıl üzerinde durulması gereken yerin de burası olduğu kanaatindeyim. Çünkü bu durum üzerinden içinde yaşadığımız ülkeye dair birtakım çıkarsamalar yapabilme olanağına haiz olabileceğimizi düşünenlerdenim.
İlber ortaylı'nın Fatih Camii'ndeki cenazesi
Öncelikle İlber Ortaylı’nın ölümü sonrasında farklı ideolojik perspektiflere sahip olanların düşüncelerini birtakım sosyal medya platformlarında belirtmelerinin yanı sıra çeşitli yerlerde yazılarla kendi niyetlerini dışa vurma yoluna gittiklerine şahitlik ettik. Burada dikkat çekici olan husus ise muhafazakarından komünistine, liberalinden etnik milliyetçi yaklaşımları savunanlara kadar farklı yelpazelerden gelenlerin bir noktada buluşuyor olmalarıydı. Tıpkı bundan önce birçok kişinin karşı karşıya kaldığı eleştiriler gibi İlber Ortaylı’nın da benzerlikler içeren eleştirilere uğradığını ve kişilerin kendi bakmakta oldukları yer üzerinden onun ortaya koyduklarını değerlendirme yoluna gittiklerini görmüş olduk. Kimi bunu dinsel anlayış üzerinden yürütmek suretiyle sonuca varma yolunu tercih ederken bir başka kesim olup bitenleri sosyalist ideoloji penceresinden analiz ederek bu çerçevenin dışında kalan Ortaylı’ya sallama yolunu seçiyordu. Velhasıl kelam kendi zihinsel tahayyüllerimiz üzerinden İlber Ortaylı’nın yaptıklarını temize çekme gibi bir garabet ile karşı karşıya bırakıldığımızı ve bu durumun belli bir noktadan sonra........
