menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enflasyonu o hızla düşüreceğiniz iktisat, bu iktisat değil

20 0
previous day

Diğer

11 Ocak 2026

Enflasyonun ne denli yıkıcı bir olay olduğunu onlarca yıldır yaşıyoruz. Bunun karşıtı olan deflasyon, yaratacağı işsizlik ve rejime güvensizlik bakımından en az onun kadar zararlıdır. Hep devletten ve onun uygulama organı olan hükümetin ekonomi politikasından söz ederiz. Devletin ve hükümetin görevi, ülkeyi doğru yönetmek, yabancı düşmanlara karşı korumak, bireyin üstesinden gelemeyeceği sağlık ve eğitim hizmetleriyle ülkenin tümüne hitap eden ulaştırma ve diğer altyapı yatırımlarını yapmak, yaptırmaktır. Yanlış iktisat bilgisinden yola çıkıp ülkeyi bugünkü içinden çıkılması çok güç toplumsal, ekonomik ve en önemlisi stratejik sorunlar kümesinin içine sokmanın marifet olmadığını artık herkes görüyor ama herkes itiraf edemiyor. Görülüyor ki artık ölümü gösterip sıtmaya razı etmek zamanı gelmiştir.

Önümüzdeki “ölüm”, istatistiki verilerin, yani birey tercihlerini ölçtüğü varsayılan sayılardaki değişmelerin, birbiriyle olası ilişkilerinin incelendiği ve yatırımcıların değerlendirmelerine yardımcı olacağı umulan analizlere etmektedir. Bu iktisat ve hükümetin bundan üreteceği politikalar, bunun dışında aşağıda birkaçını sıralayacağım sorunlarla ilgilenmekte midir?

Stratejik sorunlar kümesinden söz ettim; enflasyon makul sınırlar içinde tutulabildiği takdirde yönetilebilir, gelişmiş ülkelerde gördüğümüz olay da budur; yani enflasyonun tüketici talebini ne caydıracak ne de azdıracak düzeylere yükselmemesidir. Kısaca tüketicinin ve yatırımcının ülke ekonomisine güveninin sarsılmamasıdır. Ülkemizde yaşadığımız ise ne hukukun, ne adalet sisteminin, ne infaz mekanizmasının, ne bağımsız ülkelerin egemenlik haklarının tanınmadığı, böylece yalnız “pazarın”, yani üretenlerin ve alışveriş yapanların değil, küresel sistemin güveninin kalmadığı bir durumdur. Sözünü ettiğim küme budur ve enflasyondan daha önemlidir.

Hafta içinde Donald Trump, Venezuela'nın “iyi-kötü” demokratik seçimle iktidara gelen başkanının kaçırıldığı, yani ülkesinden çalındığı bir eylemin talimatını vermiş ve bunun sorumluluğunu yüklenmiştir. İnsan hırsızlığını bu boyutlara yükselten bir ülkeyle ilişki kurmak, onunla alışveriş yapmak ne kadar güvenli olunabilir? ABD zaten çoktandır yitirmekte olduğu itibarını tamamen kaybetmiştir. Rakibi olarak hedef tahtasına koyduğu V. Putin’in ondan farkı, rakiplerini veya beğenmediklerini kaçırmakla yetinmeyip ya yolda yürürken zehirleyerek ya da hapishanelerde zor koşullara mahkûm ederek öldürmesidir. Acıklı olan, bu ABD'nin ekonomik gücüyle küresel güvenlik sistemlerinde, savaş teknolojisinde ve tahribat gücünde hâlâ birinci sırada olmasıdır.

Daha da acıklı olan, yönetim standartları, adalet anlayışı, demokrasi kalitesi dünyanın bu konulardaki en zayıf ülkeleri düzeyine inen Türkiye'nin, bu son cümlede belirttiğimiz ve ekonomik güçten çok daha önemli olan, kalıcı olan, sadece parayla değil aynı zamanda araştırmayla, bilgiyle ayakta tutulan teknoloji, güvenlik, eğitim konularında pek çok ülkenin gerisinde kalmış olmasıdır. 86.000.000 insanımız önemli bir savunma gücü sağlamaktadır; ancak bugün savaşların arazide insan gücü yitirerek değil, karargâhtan bilgisayarlar marifetiyle, ekran üzerinde yönetildiğini görüyoruz. Bir dönemin yöneticisinin yanlış kararıyla önemli bir para harcanarak satın alınan S-400 füzeleri, satın almak istediğimiz ve bölgemizdeki savunma dengesinin şart hâline getirdiği F-35 uçaklarının ülkemize verilmesinde engel olarak kullanılmaktadır.

Esas engel bu mudur, yoksa önceki başkan J. Biden’ın açıkça telaffuz ettiği Yunan sempatizanlığı bunu engellemekte midir? Eğer böyleyse bir yanda Yunanistan, öte yanda İsrail midir, ABD'yi ve öteki sorumlu ülkeler midir savunma sıkışıklığımızı yaratan?

Bu iki ülke, büyüklüklerinin ötesinde ticari ve askerî ve bunların birleşimiyle siyasal ve diplomatik yaptırım gücüne sahiptir. İsrail bunun yanında önemli araştırma ve bunun ürünü olan teknoloji geliştirme gücünü kontrol etmektedir. Dünyanın tüm köşelerine yayılmış olan Yahudi toplumu geçen yüzyılın başından beri çetin dönemlerden geçmiş ama bunu müzikten finansa,........

© T24