menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünya ticareti nasıl evriliyor?

11 0
04.02.2026

Diğer

04 Şubat 2026

Düne kadar küresel ekonominin patronu kimdi, var mıydı böyle bir tanım? Ama endüstrinin kökenini hatırlarsanız, önce Almanya vardı. Bugün de Almanya hem üretim gücü hem teknolojinin kaynağı itibarıyla ilk akla gelen ülke. Aradaki fark, buluş gücü, paraya dönüştürme kabiliyeti (monetizasyon).

Alman mali disiplini, ABD’deki finansal esnekliğin Avrupa’ya sıçramasına izin vermemiştir. Belki İngiltere’nin kraliyetin, geleneklerin arada bir tampon bölge oluşturması dünyanın bu üç gücünün ayrı ayrı büyümesine izin vermiştir. Yoksa “aristokrat” ailelerin güçlenerek federasyonlara, ardından kıtalara hâkim olması romanlara yansımıştır.

Yüzyıllar süren hanlıklardan sonra -ki bunlar arasında Türk hanlıkları da hüküm sürmüştür- Mao’nun ardından cüce Deng ve nihayet Xi Jing Pin, dünyada yeni bir perdeyi aralamaktadırlar. Hepimiz merakla bu yüzyılın ikinci yarısında neler olacağını bekliyoruz.

Bugün endüstriyel güç ve onunla ilişkili olarak ticaret, Almanya ile başlıyor, Fransa ile devam ediyor. İngiltere Brexit sonrasının hesaplarını görmekte. Japonya ve ABD rakamları, D. Trump’ın ABD’nin gerilemesi olarak adlandırıp, MAGA’ya bahane gösterdiği tabloyu yansıtıyorlar.

Yarınların temelleri 1960’lı yıllarda transistörün bulunmasıyla atıldı. Bu teknoloji sayesinde herhangi bir şeyi çok hızlı ölçmek hem mümkün hem kolay. Bunun yaşama yansımasını, bilimin temeli olan veriye ulaşımın kolaylaşmasında görüyoruz. Geçen yüzyılın ortalarından beri uluslararası ticareti kolaylaştırmak için çeşitli hamleler yapıldı. Bazılarında ülkeler emperyal güç kullandılar, ki bunu İngiltere ile Hollanda 18. yüzyılda başlattı. Ardından savaşlar ve ülkeler uzun kan dökülmesinden sonra bugünün küresel ekonomisi oluştu.

Bu yazının amacı, “küreselleşme” olarak adlandırılan, üretim modelinin 20. yüzyıl ortalarında görülen post-emperyal dönemin bilinçli bir sonucu değildir. İkide bir küreselleşmenin ters dönmesi olasılığından söz edilir. Bu olası değildir. Çünkü olan, üretim sürecinin değişmiş olmasıdır. Büyük verinin her türlü ürünün ayrılmaz parçası haline gelen çip sayesinde saydam bir şekilde değerlendirilmesi sayesinde üretim, parçaların tasarıma uygun olarak neredeyse sonsuz üretici arasında bir araya getirilmesiyle yapılan faaliyettir.

Bir başka ifadeyle Adam Smith, iş bölümünden söz ederken örnek olarak toplu iğnenin çeşitli kısımlarının değişik yeteneğe sahip işçiler, ustalar tarafından üretilmesini gösteriyordu. Bugünün dünyasında, toplu iğnenin değişik kısımları, kendilerinden beklenen görevi, o kısma yüklenen çipin taşıdığı algoritma sayesinde yapmaktadır. Bu iğne ucunun sivriliği, gireceği maddenin moleküler yapısı, sahip olması gereken ısı gibi pek çok teknik ayrıntı olabilir. Önemli olan bunların teknolojinin tanımlanması aşamasında belirlenmesi ve iğneye yüklenmesidir.

Günümüzde buluş, teknolojik gelişme bu gibi ayrıntıda evrilmektedir. Bu evrim, endüstrinin taleplerini, tüketicinin bireysel taleplerini, mal veya hizmetlerin taşıması beklenen özellikleri içermektedir. Böylece yine günümüzde oluşumcu teorinin, yani örneğin sağlık sektörünün (yaşam bilimlerinin) hastalıkları tedavi edebilmek ve yönetebilmek için talep ettiği teknik yenilikleri gerekli algoritmaları ilgili herhangi bir endüstride geliştirerek, yaşam bilimleri (sağlık) endüstrisiyle bütünleştirebiliyoruz.

Hayli karmaşık ama özünde çok basit bir düşünceyi ifade etmeğe çalıştım. Önemli olan çip kavramını ve onun gözle görünmeyecek kadar küçük ama fevkalade hızlı çalışma özelliğini unutmamak.

Çip bir “ara” girdi. Önemli olan ihtiyaca göre........

© T24