Şaka gibi: "Konya Çöküyor, Biz 'İklim Değişikliği' Deyip Yatıyoruz!
"Küresel iklim değişikliği" demek, sedece ve daha çok kontrolümüz dışındaki bir güce suçu atmak demek. Peki ya kontrolümüzde olanlar? Bu bir akıl tutulmasıdır!
Konya'da her yıl onlarca yeni obruk açılıyor. Tarlalar, yollar, hatta evlerin altı bir anda çöküveriyor. Bu felaketin sebebi sorulduğunda en sık duyduğumuz cevap: "Küresel iklim değişikliği." Bu cevap kulağa bilimsel, modern ve kaçınılmaz geliyor. Ama bir dakika durup düşünelim: Bu cevap, aynı zamanda bizi sorumluluktan kurtaran en kolay kaçış yolu değil mi?
Rakamlar Ne Diyor? Önce Aynaya Bakalım
Konya Kapalı Havzası'nda şu anda yaklaşık 40.000 ruhsatlı ve 120.000'den fazla kaçak kuyu bulunuyor. Evet, yanlış okumadınız: Yasal kuyuların üç katı kadar yasadışı kuyu var! Yeraltı su seviyesi yılda ortalama 4-5 metre düşüyor; bazı bölgelerde bu rakam 10-20 metreyi buluyor. 300 metreden su çıkmayan kuyular artık sıradan haber.
Şimdi kendinize sorun: Bunun sorumlusu kim? Çin'deki fabrikalar mı, Amerika'daki otomobiller mi, yoksa Konya'nın ortasındaki o 120.000 kaçak kuyu mu?
"Kuraklık Var" Demek Yetmez, Neyi Ektiğimize Bakalım
Konya Ovası, yüzyıllardır buğday, arpa, nohut gibi kuru tarım ürünleriyle ünlüydü. Bu bitkiler, yağmur suyuyla yetinirdi. Ama son 20-30 yılda ne oldu? Çiftçilerimiz, ekonomik getirisinin yüksekliği nedeniyle mısır, şeker pancarı ve yonca gibi "su canavarı" bitkilere yöneldi.
Basit bir karşılaştırma yapalım: Bir dekar buğday için sezonluk 400-600 mm su yeterlidir. Aynı alan için mısır ne kadar su ister biliyor musunuz? 800-1400 mm! Yani neredeyse dört kat daha fazla su.
Peki........
