Yapay Zekanın Psikolojik Etkileri: Yalnız ve Depresif Bir Nesil mi Geliyor? |
Sanki ChatGPT sizi arkadaşlarınızdan iyi anlıyor gibi değil mi? Ona sorular sorduğunuzda size övgüler yağdırıyor, sizin ne kadar zeki ve yaratıcı olduğunuzu vurguluyor. Hatta fikirleriniz ne kadar saçma olursa olsun hep size katılıyor ve sizi destekliyor. Bu durum sandığınız gibi olumlu ve psikolojik olarak sağlıklı bir ilişki değil. Özellikle yeni neslin günlük kullandığı yapay zeka psikolojilerini ve insanlarla kurduğu ilişkileri etkiliyor. Belki de sizin de yapay zeka olmadan karar alamayan tanıdıklarınız vardır. Bu ve benzeri örnekler yapay zekanın insan ilişkileri ile zihnine etkilerini gösteriyor. Fakat problem burada bitmiyor. Yalnızlık ve depresyon da aşırı yapay zeka kullanımı ile artabilen sorunlar arasında. Öncelikle ChatGPT ve benzeri büyük dil modellerinin her dediğinize nasıl ve neden katıldığını inceleyelim.
“Harika Bir Soru!” Eğer yeni neslin en iyi arkadaşlarından olan ChatGPT’yi sık kullanıyorsanız, bu ve benzeri cümleleri onlarca kez okumuşsunuzdur. Bu durum İngilizcede “AI sycophancy”, yani çevirdiğimizde yapay zekanın yağcılığı olarak geçer. Aslında gerçekten de büyük dil modellerinin yaptığı bir nevi budur, yağcılık. Sizi memnun etme amacıyla tasarlanan modeller size yaranmak için her yöntemi dener. X platformunda ChatGPT’nin geliştirici şirketi OpenAI’ın CEO’su Sam Altman dahi bu durumu kabul etmiş ve ChatGPT’nin aşırı övgüleyici konuştuğunu söylemiştir. Bu durum ilk bakışta çok da ciddi bir sorun gibi gözükmeyebilir. Ancak X platformunda kullanıcıların AI yağcılığına kurban gittiğini gösteren sohbet geçmişleri de bulunuyor. Bir kullanıcı ChatGPT’ye doktorun yazdığı ilaçları almam lazım ama canım hiç istemiyor benzeri bir istem girdiğinde ChatGPT cevap olarak, “Tebrikler bu kararını destekliyorum, kendi vücudunu en iyi sen tanırsın.” şeklinde bir cevap vermiştir. Bu noktada ölümcül sonuçlar dahi doğurabilecek bir sorunla karşı karşıya olduğumuz ortada. Birkaç kullanıcı ise ChatGPT’ye “İşimi bırakıp, … girişimine atılacağım sence nasıl bir fikir, tutar mı?” benzeri sorular sormuştur. ChatGPT neredeyse hepsine hayallerinin peşinden gitmesini tavsiye etmiş ve potansiyeli az olan çok başarısız bir fikir dahi olsa girişimlerini desteklediğini ve çok tutacağını iddia etmiştir. Burada da ChatGPT’ye fazla güvenin açabileceği ekonomik sıkıntıları görüyoruz. Bu sıkıntılar da depresyona ve psikolojik hasara sebep olabilecek önemde. Yapay zekanın bize yaranma amacı ise “Reinforcement Learning (Pekiştirmeli Öğrenme)” eğitim tekniğinden geliyor. ChatGPT gibi büyük dil modelleri eğitilirken kullanıcıların geri bildirimine göre kurulan bir ödül ve ceza sistemi vardır. Netice olarak da, doğru yanıtlar değil kullanıcıyı mutlu eden yanıtlar ödüllendirilir. Bu sebeple yapay zeka sizi memnun etmek için zaman zaman size gerçekle alakası olmayan “halüsinasyon” cevaplar verebilir veya size yağcılık yapabilir. Birçok yazıda da yapay zeka yağcılığı olarak adlandırılan bu durumlar psikolojimizle oynayarak hayatımıza etki edebiliyor. İşimizi kaybetmemize, ilaçlarımızı almayıp sağlığımıza zarar vermemize ve çeşitli alanlarda sayısız probleme yol açabiliyor. Psikolojik olarak hep kendinden emin ve bizi destekleyen konuşmaları bizi yapay zekaya bağlamakta ve güven oluşturmaktadır. Bu güven ise yapay zeka kullanımını bağımlılık yapıcı hale getirebiliyor. Her durumda yapay zekaya başvurma ihtiyacını da doğuruyor. Yapay zekadan aldığı desteği insanlardan görmeyen kişi içine kapanıyor ve özgüveni kırılıyor. Sonuç olarak ise insanlarla iletişim kuramayıp yapay zekaya daha da bağımlı olabilir. Harvard’da yapılan bir araştırma hızlı cevap vermesinin de bu bağımlılığın oluşmasında etkili olduğunu ve güven hissiyatını arttırdığını belirtiyor. Şu an bu anlattıklarım çok büyük bir sorun gibi gelmeyebilir, ancak emin olun ki ilerleyen yıllarda aynı bilgisayar oyunlarında olduğu gibi bu bağımlılığın da örnekleri artacaktır. ABD’de yapılan bir anket gençlerin yapay zekanın psikolojik etkilerine karşı daha savunmasız olduğunu göstermekte. Başlığımda yeni nesil vurgusu yapmamın sebebi de buradan geliyor.
Her Derde Deva… Değil!
Yapay zeka uygulamalarının bir diğer dikkat çeken özelliği ise ne kadar geniş bir kitleye hitap ettiğidir. Herkesi anlıyor, herkesle empati yapabiliyor ve herkese özel cevaplar üretiyor. Haliyle bu da psikolojik olarak onu kendimize özel, adeta bir arkadaş gibi görmemize sebep oluyor. Bu psikolojik etkinin en büyük örnekleri kişilik özellikleri seçerek kendinize arkadaş sohbet botları oluşturduğunuz Character.ai veya Replika uygulamalarıdır. Bu uygulamalar, kullanıcıların günde ortalama 1-2 saat oluşturdukları yapay zeka destekli karakterlerle sohbet ettiğini açıkladı. MIT’nin bir çalışması ise insanların yapay zeka önerilerine insan önerilerine göre daha az eleştirel yaklaştığını ortaya koydu. Bu, daha önce açıkladığım güven duygusunun oluşmasından kaynaklı. Ancak bu karakter uygulamaları yalnızca öneri veren bir arkadaş olarak kullanılmakla kalmıyor. Kullanıcılar kendilerine romantik partner botları dahi oluşturuyor. Böylelikle yapay zekanın sizi anladığını ve her derdinize deva olabildiği düşüncesine kapılıyoruz. Ancak bu uzun vadede depresyon ve yalnızlığa sebep oluyor. Hemen açıklayayım. Yapay zeka ile yapılan sohbet insanlarla kurulan etkileşimden çok farklı. Yapay zeka ile saatlerini geçiren insanlar çabalamak, empati kurmak veya münakaşaya girmek gibi temel yetilerden yoksun kalmakta. Yapay zeka zaten ona hiç karşı çıkmadan dediklerini kabul ediyor. Böylelikle insan günlük hayatında da hep kolaylık bekliyor ve görüşlerini etkili bir şekilde savunmayı öğrenememektedir. Bu yetilerden mahrum kalan bireyler topluma uyum sağlayamıyor ve yapay zeka başında geçirilen saatler sonucunda yalnızlığa itiliyor. Yabancı basında bu durumu yaşayarak ailesinden uzaklaşan, eşiyle ve çocuklarıyla zaman geçirmeyen bireyler yer almaktadır. Bu üzücü durumun önüne geçmek için yapay zeka kontrollü kullanılmalı, her cevabına körü körüne güvenilmemeli. Hatta zaman zaman bilgiye erişirken kendi zihnimizi zorlayarak sonuca ulaşmalıyız. Nitekim yapay zekanın sağladığı hazır bilgi şüphesiz zihnimizi tembelleştiriyor, düşünme ve analiz yeteneklerimizi köreltiyor. Dolaylı yoldan da olsa bu durumlar okulda ve hayatta uzun vadede başarısızlığa sebep olabiliyor. Bu da ister istemez bireylerde depresyona sebep oluyor. Aynı zamanda her kararda yapay zekaya başvuran kişilerde “tek başıma yapamam” hissiyatı oluşmaktadır, bu da yalnızlık ve depresyona yol açabilir. Sonuç olarak yapay zeka sandığınız kadar masum, her şeyi bilen bir dost değildir. Elbette onu kullanmaya devam edecek ve gerektiğinde ondan yardım alacağız. Ancak aşırı ve kontrolsüz kullanımın da psikolojik etkilerini bu yazıdan sonra unutmayacağınızı umuyorum.