Enerji Geçişinin Karanlık Yüzü: Trump’ın Nadir Metaller Savaşı |
Dünya yapay zekâ teknolojisiyle önceki kırılmalardan çok farklı bir teknolojik kırılmaya tanıklık ederken derinden devam eden iki dönüşümü de eşzamanlı yaşamaktadır: enerji geçişi ve dijitalleşmenin derinleşmesi. Enerji kaynaklarında geleneksel enerji kaynaklarının payını sürekli azaltmayı ve temiz enerji kaynaklarını ana enerji kaynakları olarak öne çıkartmayı hedefleyen enerji geçişi artık çoğu ülkenin hedefleri arasında yer alıyor. Dijitalleşmenin derinleşmesi ise bir geçişten ziyade teknolojik gelişme ivmesinin kaçınılmaz sonucu. İlginç bir şekilde her iki dönüşümün de dayanağı, dolayısıyla bağımlı olduğu şey nadir metaller ve nadir toprak elementleri. Son dönemde Amerika’dan Çin’e ve Avrupa kıtasına kadar liderlerin açık bir şekilde politik tutumlarının temelinde bu metaller ve elementlerin ele geçirilmesinin yer alması şaşırtıcı olmasa gerek.
Dolayısıyla, son dönemin iki önemli dönüşümü olan enerji geçişi ve dijital teknolojilerin yaygınlaşmasının bağımlı olduğu nadir metaller ve nadir toprak elementlerine erişim ve tedarik zincirlerini güvenceye alma, günümüzün ticari savaşların arka planını oluşturmaktadır. Enerji geçişi ve dijital teknolojilerin genişlemesi artık çok somut bir maden-jeopolitik siyasetine dönüştü. Bir başka deyişle, bu denklemde nadir toprak elementleri ve daha geniş anlamıyla kritik mineraller enerji geçişi ve dijital teknolojilerin altyapısını oluştururken Çin, bu altyapının ana tedarikçisi olan önemli bir aktör.
Çin’in bu kapsamda sadece bu metallerin ana tedarikçisi olmaması, ayrıca bu metalleri kullanan yüksek teknolojide de üstünlüğü ele geçirmesi Batı açısından artık bir varlık sorununa dönüştü. Dolayısıyla, Batı siyaseti Çin’i bu bağlamda diz çöktürme ve paylaşıma açık hale getirmenin ötesinde bu kaynaklara sahip olan diğer ülkelerle ilişkilerini güçlendirerek tedarik güvenliğini sağlamaya odaklanmaktadır. Bu siyasetin izleri en çok Trump’ın politikalarında izlenebilmektedir. Trump’ın çizdiği çerçevenin diline bakıldığında yeşil dönüşüm ya da iklim liderliği vurgusunun olmadığı, tam tersine sorunu tedarik zincirleri........