Dünya Düzenini Yıkan Dört Örgüt: Taliban, Iraklı Mücahitler, Hamas ve HTŞ
1991 yılı sonunda SSCB resmen dağıldığında ABD Dünyanın fiilen tek otoritesi olarak rakipsiz kalmıştı. Artık önünde engel olabilecek hatırı sayılır bir güç yoktu. Bunun üzerine 21. Yüzyılı Amerikan yüzyılı yapmak için harekete geçtiler. 2 asrı geride bırakan ABD ne isterse yapabileceğini zannediyordu. Ama kısa zamanda çok garip şeyler oldu. İşler hiç de planlandığı gibi gitmedi. Öyle ki 21. Yüzyılın ilk çeyreği tamamlanmadan Dünyanın tek hakimi zannedilen ABD çatırdamaya başladı. Tek kutuplu Amerikan düzenini yıpratan sarsıntılar durdurulamıyor.
Uluslararası düzende büyük alt-üst oluşlar yaşanıyor. Sadece ABD değil, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra palazlanan ve kilit aktör konumuna gelen diğer Avrupa devletleri de hızla güçlerini, saygınlıklarını ve etkilerini kaybederken, son iki asırdır geri plana düşmüş bazı devletlerse kendilerini toparlayarak ön plan çıkmaya başladılar.
Bu sürecin elbette çok farklı temel sebepleri ve etkileyen parametreleri var. Bu konuya ayrıntılı olarak girmeyeceğiz. Bu yazıda sadece Afganistan, Suriye ve Gazze örneğini ele alarak bu üç faktörün dünyayı nasıl etkilediğine ve dönüştürdüğüne dikkatleri çekmek istiyoruz.
Afgan mücahitler ve Taliban
İki kutuplu dünyanın Doğu kutbu olan SSCB’nin 1991’de dağılmasının en önemli müsebbibi Afganistan’ı işgal eden Moskova’nın burada ummadığı bir mağlubiyet almasıydı. Bu hezimet onların sonunu getirmişti. Mağrur işgalcilerin hiç de ciddiye almadığı o beyaz entarili, kışın dondurucu soğuklarında bile ayağında terlikle dağlarda dünyanın en ölümcül silahlarını kullanan işgalcilere karşı elinde tüfekle savaşan Afgan mücahitler, 10 yıllık mücadelenin sonunda savaşı kazanmışlar ve SSCB’nin dağılmasını sağlamışlardı.
11 Eylül 2001 İkiz Kulelerin yıkılması… Şaibeli El Kaide saldırılarını gerekçe gösteren ABD, sözde “küresel teröre” karşı savaş ilan etti. NATO üyeleri dahil 51 ülke, asker göndererek Afganistan’ın işgaline dahil oldu. İşgal için izin veren, üs veren, istihbarat ve diplomatik destek veren ülkeleri de ilave edersek 136’dan fazla devlet, Afganistan’ı işgal eden ABD tarafında yer aldı. 130 bin asker ülkeyi işgal etti.
20 yıl devam eden savaşta Yüzbinlerce ton bomba ülkenin her yerine atıldı. 3.6 milyon Afgan şehit oldu. Bunun iki katı insan sakat kaldı. Fırsat ve imkan bulanlar ülkeyi terk etti. Koca ülke harap edildi.
Peki 20 yıl devam eden savaş neticede nasıl bitti? Yukarda da belirttiğimiz gibi, ülke harap oldu, milyonlarca insan öldü, yaralandı, ülkeyi terk etti ama başta ABD olmak üzere dünyanın en zengin, en güçlü ve en öldürücü silahlarına sahip devletlerinin tamamı bu korkunç savaşı kesin şekilde kaybetti. Süper güç ABD’nin o korkunç gücü, Afganistan dağlarına boşaltılarak tüketildi. Başkan Trump’ın dediğine göre Afganistan ve Irak savaşlarında ABD 7-8 trilyon dolar kaybetti.
Bütün bu olup bitenlerden sonra ABD öncülüğündeki işgal koalisyonu 2021 yılında arkalarına bakmadan apar topar kaçarak canını zor kurtardı. İşgal güçleri, “terör örgütü” olarak gördüğü Taliban’a ve El Kaide’ye savaş açmıştı. 20 yıl devam eden işgalden sonra iktidarı yeniden Taliban’a teslim etmek mecburiyetinde kaldılar. Hatta son kalan İngiliz ajanlar Afgan kadınlarının kullandığı burkaları giyerek kadın kılığında canlarını zor kurtardılar.
ABD başta olmak üzere dünyanın en güçlülerinin de içinde olduğu ve 130 bin askerle giren devletler, savaşı, düzenli bir ordu bile değil sade bir milis gücü olan Taliban karşısında bariz bir şekilde kaybetti. 2021’den bu yana Afganistan’ı yine Taliban yönetiyor.
Taliban, bu başarısıyla bütün zihinlerdeki ABD ve Batının “yenilmezlik” algısını yıktı. Bu çok büyük bir başarıydı. Bir nevi karizması çizilmiş olan ABD, bu tarihten sonra sürekli güç kaybetmeye başladı. Sözü, eskisi kadar dikkate alınmaz oldu. Caydırıcılık vasfını kaybetti. ABD öncülüğünde yürüyen uluslararası sistem geçerliliğini kaybetmeye başladı.
Iraklı mücahitlerin zaferi
11 Eylül saldırılarını bahane ederek 2001 yılında Afganistan’ı işgal eden ABD öncülüğündeki Haçlı Koalisyonu 2003 yılında bu defa sahte gerekçelerle Irak’ı işgal etti. Yaklaşık 49 ülkeden oluşan “Gönüllüler Koalisyonu” (Coalition of the Willing) tarafından işgal, yaklaşık 200 bin askerle fiilen 2011’e kadar 9 yıl sürdü.
Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin Müslümanların en kutsal günlerinden biri olan Kurban Bayramı’nda canlı yayında boğazına ip geçirilerek hunharca idam edildi. Bu görüntü “zalim bir diktatörün sonunu göstererek adaleti tesis etmek için” değil bütün Müslümanlara, “bize tabi olmazsanız sonunuz böyle olacak” mesajı verilmesi içindi.
Rejim düşse de Iraklılar teslim olmadılar. Ülkelerini işgalden kurtarmak için teşkilatlanarak........
