Hukuk ve adalet
-Yargısı bağımsız olmayan devlet, hukuk devleti değildir.-
1951’de iki yıl gecikmeli olarak hukuk öğrenimine başladım. Toplam 67 yıldır hukuk ortamı içindeyim. Hukukluyum ama kendimi yeterli ve doyurucu bulmadığım için “Hukukçuyum” diyemiyorum. Günümüzde hukukun durumuna bakarak böyle nitelenmekten de kaçınıyorum. Görevdeki öğretim üyeleri, yüksek yargı organları üyeleri, yargıç, savcı, avukatlar kadar olmasa bile hukukun işlevini, amacını, önemini ve değerini bildiğimi sanıyorum. Emekliler içinde iyi ve örnek hukukçular olduğunun yakın tanığıyım.
Hukuk eğitim ve öğrenimi başta, hukukun yaşama geçirilmesinde, yönetim ve yargı uygulamalarında çelişkileri, aykırılıkları, yetersizlikleri, yanılgı ve yanlışlıkları üzüntüyle izliyorum. Hukuku bir yaşam güvencesi değil, bir geçim aracı olarak algılayanların giderek yargının ırasını (karakterini) de bozduğu bir ortamda eşitlik, özgürlük, esenlik ve güvenlik kavramlarıyla bağdaşmayan olayların insanı ne ölçüde mutsuz kıldığını, sağlığını bozduğunu da görüyoruz.
Hukuk, toplumsal düzeni sağlayan öğelerin başında gelir. Yaşam aydınlığı ve güvencesidir. Devletin yükümlülükleriyle toplumun - bireylerin hak........
