We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Mazbata milletindir, mazbata Ekrem İmamoğlu’nundur

904 583 2860
07.04.2019

Sevgili okurlarım;

Siyasetin önemli dönüm noktalarında İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Aytun Çıray'la yaptığımız söyleşiler hem gündeme damgasını vurdu, hem de tarihe düşülen önemli notlar oldu.
31 Mart Yerel Seçimi de sonuçları itibarıyla sanki yeni bir dönüm noktası.
Bu nedenle söyleşimize Sayın Çıray'a, “Seçim sonuçları Millet İttifakı'nın doğru bir strateji üzerine kurulduğunu gösteriyor mu? Bu stratejinin kuruluşu ne zaman planlandı” sorusunu yönelterek başlıyorum:

AYTUN ÇIRAY (A.Ç): Ana stratejinin doğruluğu kanıtlandı. Başlangıca gelince… 7 Haziran 2015'ten itibaren MHP'nin AKP'ye iltihak etmesiyle bir ihtiyaç ortaya çıktı. Böylece Sayın Kılıçdaroğlu ile ve birçok arkadaşımızla bu konuları zaten konuşmaya başladık. 1 Kasım 2015 öncesi Sayın Akşener'le de konuştuk. Size ilk defa tarihe not düşmek için bir açıklamada bulunmak istiyorum: İYİ Parti'nin kurulmasından sonraki süreçte Söke gişelerinde devlet insanı Sayın Zekeriya Temizel'in ittifakla ilgili büyük fikri katkısı oldu. Gizlilik adına Söke gişelerinde buluştuğumuzu hatırlıyorum.

YENİLENME SÜRECİNİN İŞARET FİŞEĞİDİR

UĞUR DÜNDAR (U.D.): 31 Mart Yerel Seçimleri'ni bazı yorumcular Cumhur İttifakı açısından ‘sonun başlangıcı' olarak değerlendiriyorlar. Özellikle İstanbul'un sembolik önemi vurgulanıyor. Size göre de sonuçlar demokrasi tarihimizin bu en uzun iktidarı için ‘sonun başlangıcı' mıdır?

(A.Ç.): 31 Mart seçimlerinin sonuçlarını, Cumhur İttifakı üzerinden negatif bir bakış açısı ile değerlendirmiyorum. Çünkü o zaman sonuçların asıl anlamını ve büyük değerini gözden kaçırırız. Bana göre 31 Mart Yerel Genel Seçimleri demokrasi tarihimizin en köklü yenilenme sürecinin başlangıcı, işaret fişeği ve habercisi. Bu süreç sonunda elbette insanımızın demokratik seçimiyle AKP iktidarı nihayet bulacaktır. Ama süreci değerli kılan esas faktör demokrasi tarihimizin en büyük, en köklü yenilenmesinin başlamasının sevincini yaşayacağız. Bunun için diyorum ki bakışımızı bu pozitif sevince odaklayalım.

(U.D.): İlginç bir yorum. Çok partili hayata geçişimizden bu yana yaşayacağımız en köklü yenilenme sürecinden bahsediyorsunuz. Ancak şu anda bunu değil, özellikle İstanbul'daki sayım itirazlarını ve AKP yöneticilerinin şüphe uyandırıcı açıklamalarını değerlendirmemiz gerekiyor. Size göre YSK ne yapacak? Ekrem İmamoğlu'na İstanbul Belediye Başkanlığı mazbatasını verecek mi?

(A.Ç.): Bakın Sayın Dündar, bir hukuk devletinde seçimler hukukun üstünlüğünü oluşturan ilkelere ve kurallara tabi olmak durumundadır. Seçim sonuçlarına yasada belirtilen hükümler çerçevesinde itiraz etmek, seçimlere katılan adayların ve partilerin hukuki haklarıdır. Kimseye ne diye sonuçlara itiraz ediyorsunuz diyecek halimiz yok. Ancak Yüksek Seçim Kurulu'na futbol terimiyle adeta ‘tam saha pres' uygulanmaktadır. Ama ne dedi Sayın İmamoğlu? “Ne hak yerim, ne hakkımı yediririm.” Yani Ekrem İmamoğlu mazbatasını alacak. Bunu sadece seçimleri kazanarak değil, aynı zamanda akla dayalı mücadele azmiyle hak etti. Kıscası; mazbata milletindir, mazbata İmamoğlu'nundur.

‘BEKA MESELESİ' SEÇİM TEKRARINA KILIF MIYDI?

(U.D.): “Yüksek Seçim Kurulu'na adeta ‘tam saha pres' uygulanmaktadır” dediniz. Açar mısınız?

(A.Ç.): Yani Türkiye burada da tüm vatandaşlarının temel hakları ve özgürlükleri açısından hayati önem taşıyan kuvvetler ayrılığı ilkesinin yerle bir olmasının acı sonuçlarıyla karşı karşıyadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesi, iktidar dahil hepimizi........

© Sözcü