We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İmamoğlu tüm ülkeyi vicdanlarda birleştirdi

554 368 0
12.05.2019

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Aytun Çıray, Uğur Dündar'a konuştu: Çıray, “İmamoğlu'nun yeniden İstanbul Belediye Başkanlığı'nı kazanması bambaşka bir ufkun habercisi olabilir” dedi. Seçim sürecinde ne yapılması gerekeni anlattı: Sahnede sadece, bütün vatandaşlarımızı “Vicdan Kardeşliği”nde birleştiren Ekrem İmamoğlu'nun yer alması gerekir…

Sevgili okurlarım;

Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) tarafsız uzmanlarca tam bir hukuksuzluk olarak yorumlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal kararını ilk öngörenlerden biri, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Aytun Çıray'dı. Öyle ki, Meclis'te YSK'ya “Failleri önünde sonunda ortaya çıkarılacak kontrollü yangınlar sürecinin sakın içine düşmeyin! Anayasaya, kanunlara ve içtihatlarınıza bağlı kalın!” diye seslenerek tarihi bir uyarıda bulunmuştu. Böyle olmadığı takdirde de “Muhalefet partilerinin hukuken meşru olmayan bir kararın sonucunun meşrulaştırıcısı; yani yeni bir manipülatif seçimin figüranı olmak istemeyebileceklerini” vurgulamıştı.

★★★

Dr. Çıray'la bugünkü söyleşimize “YSK'nın bu kadar ileriye gidebileceğini düşünmenizin sebepleri nelerdi? Boykot imasıyla aslında yapmak istediğiniz şey neydi?” sorularını yönelterek başlıyorum.



AYTUN ÇIRAY (A.Ç.):
Değerli Dündar, YSK, aslında 2002 yılından beri anayasal görev ve sorumluluklarını kusursuz bir şekilde yerine getiren bir kurum değil. DYP'yi eleyen ve AKP'nin üçte birlik oy oranıyla Meclis'te üçte ikilik çoğunluğu elde etmesini sağlayan 3 Kasım 2002 Genel Seçimleri'nden beri muhalefet, seçimler ve referandumlarda gitgide hakkaniyetsiz koşullara mahkum edildi. Mesela bütün milletin vergileriyle finanse edilen TRT, muhalefete seçim dönemlerinde bile adeta kapalıydı. Ancak YSK muhalefetin tüm itirazlarına hep kapalıydı!..

YSK'NIN HUKUKSUZLUK İZLERİNİ TAKİP ETTİM

UĞUR DÜNDAR (U.D.): YSK'nın kararları temyiz edilemeyen yegane yüksek mahkeme olmasının iktidar açısından önemini de vurgulamak gerekiyor degil mi?

(A.Ç.): Aynen öyle. İşte bu gerçek, iktidar için YSK'yı belki ele geçirilmesi gereken en önemli kurum haline getirdi. Tüm yargı kurumuna nüfuz etmeyi hedefleyen bir AKP-FETÖ ortak operasyonu olarak 12 Eylül 2010 referandumu YSK'nın yapılandırılmasını ve iktidar kontrolüne girmesini sağladı. Bu da bizim başından beri farkında olduğumuz YSK sorununun büyümesine yol açtı. YSK'nın açık kanun maddesine rağmen, mühürsüz oy pusulalarını geçerli saydığı, bu nedenle Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk'un ‘yok hükmündedir' dediği 16 Nisan 2017 referandumunda yaşattığı tam kanunsuzluğa tanık olduk. Kısaca YSK'nın bıraktığı hukuksuzluk izlerini takip ettim. AKP'nin sözcülerine ve başvurularına baktım. Niyet okudum. Ve 7 Nisan'da ilgililerine şu notu yazdım: “Amaç itirazlar ve sayımlar ile milleti bezdirmek. Bir punduna getirip seçimleri yenilemek. Yenilenecek seçimlerde her türlü oyunu yaparak seçimi kazanmak. Oyun bu!” Keşke yanılsaydım. İşte bu nedenle Meclis'te, konuşmamın son bir dakikasını YSK'yı uyarmaya ve tarihe not düşmeye ayırdım.

(U.D.): Uyarınız “Bu tarihsel rezalete imza atarsanız artık bizim gözümüzde hiçbir güvenilirliğinizin kalmayacağını bilin” demek içindi yani.

(A.Ç.): Aynen; ama daha da fazlasıydı. Onlara asli görevlerini ve sorumluluklarını hatırlatma, kendilerine çok yukarıdan gelen baskıya karşı “Yapmayın, etmeyin, sizin bu isteğinizi yerine getirirsek bakın muhalefetsiz seçim bile söz konusu olabilir. Bundan sandığınız kadar memnun olmayabilirsiniz” diyebilme........

© Sözcü