We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Quo vadis*

576 59 104
09.09.2021

Osmanlı ne zaman gerilemeye başladı; Şeyhülislamların, 16'ncı yüz yıldan itibaren devletteki konum ve etkileri arttı. Nitekim 19'uncu yüzyılda Şer'iyye Nazırı olarak kabineye dâhil oldular.

Din adamı öneminin artışı, Osmanlı devletinin gerilemesine koşut olarak dinin toplumsal yaşamda daha fazla değer kazanması ve ideolojileşmesinin sonucu oldu. Oysa:

Geleneksel kuruluş ve büyüme döneminde, müftülerin hukuksal konumu danışmanlıktan ibaretti. Ve din adamı, “hukukçu” kadılar kadar güçlü örgütlenmeye sahip değildi.

Ne zaman gerileme dönemine girildi; Osmanlı yönetimi ‘halife' unvanını da çokça vurgulamaya başladı. Böylece teokratik devlet niteliği ortaya çıktı. Böylece:

“Hukuk bilimi” her şeyden önce Allah'ın kanununu keşfetme çabasıydı. Hukuki sorunların ince ayrıntılarla çözümlenmesi ancak Allah'ın iradesini kavramakla mümkündü.

Fakat. Bu gerilemeye çare olmadı.

Osmanlı son adımda; Tanzimat Fermanı'yla başlayıp, Islahat Fermanı'yla gelişen dönemde Avrupa'nın temelini oluşturan hukuk devleti ve kişi hakları kavramlarını dikkate almak için kanunlar çıkardı.

Her iki fermanın amacı, dinsel değil rasyonalizme/akılcılığa uygun hukuki düzenlemeler yapmaktı. Ahmet Cevdet Paşa'ya göre, Avrupa ile ekonomik ilişkilerin gelişmesi mevcut yasaları yetersiz hale getirmişti. Ki örneğin, Avrupalılar, Hıristiyanların şer'i mahkemelerde yargılanmalarına itiraz ediyorlardı.

Yani: Düzenli kanunlaştırma ihtiyacını Osmanlı'ya siyasi-ticari- kültürel hayat dayattı.

Peki, 1839 yılıyla........

© Sözcü


Get it on Google Play