We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yüzen sergi

109 296 143
14.06.2021

Cumhuriyeti kuranlar, kurdukları yeni devleti sadece kalkındırmakla ve çağdaşlaştırmakla yetinmediler, bu yeni devleti dünyaya tanıtmaya da çalıştılar. Öyle ki, tarihimizin en özgün ve öncü tanıtım projesi “yüzen sergi” 95 yıl önce bu günlerde, 12 Haziran 1926'da Atatürk Türkiye'since düşünceden uygulamaya geçirildi.

KARAKÖY İSKELESİNDEKİ VAPUR

Cumhuriyetin ilanının üzerinden henüz 3 yıl bile geçmemişti. 1926 yılının bahar aylarıydı. Bir süredir İstanbul Karaköy İskelesi'nde bekleyen büyük bir vapur dikkat çekiyordu. Bu sıradan bir vapur değildi. İçinde, 3 ayda özel olarak hazırlanmış bir “seyyar sergi” vardı. Bir vapur, -daha önce benzerine rastlanmadık biçimde- adeta bir “yüzen fuara” dönüştürülerek Avrupa limanlarına gönderilecekti.

Peki, ama bir vapurda “seyyar sergi” açarak o vapuru adeta bir “yüzen fuara” dönüştürüp Avrupa limanlarına göndermek de neyin nesiydi? Bu kimin fikriydi? Amaç neydi? O vapurda neler sergileniyordu? O yolculukta kimler vardı?

İşte yüzen serginin (seyyar serginin) unutulan gerçek öyküsü…

İçindeki seyyar sergiyle 86 gün boyunca Avrupa limanlarını dolaşan Karadeniz Vapuru.

Atatürk, peşi sıra devrimlerle Türkiye'yi değiştirmeye başlamıştı. Halifelik kaldırılmış, medreseler kapatılmış, eğitim öğretim birleştirilerek akılcı ve bilimsel temele oturtulmuş, sanat okulları ve çeşitli enstitüler açılmaya başlanmıştı. Bir taraftan kıyafet devrimi, diğer taraftan Medeni Kanun hazırlığı yapılıyordu. İzmir'de bir iktisat kongresi düzenlenmiş, tarım, ticaret, sanayi konularında önemli kararlar alınmıştı. Aşar kaldırılmış, İş Bankası kurulmuştu. Türkiye Cumhuriyeti üretmeye kararlıydı. Bunun için ülkede yeterli kaynak vardı. Ancak Türkiye'nin ürettiklerini satacak yabancı pazarlara, yabancı alıcılara ihtiyacı vardı. İşte Atatürk, 1925 yılında, hem çağdaşlaşan yeni Türkiye'yi, hem de Türkiye'nin sahip olduğu kaynakları, ürünleri dünyaya tanıtacak “büyük çaplı bir sergi projesi hazırlanmasını” istedi.

Karadeniz Vapuru'ndaki seyyar serginin (Seyri Türkiye'nin) logosu.

Mart 1925'te mecliste Ticaret Bakanlığı'nın bütçesi görüşülürken söz alan Ticaret Bakanı Ali Cenani Bey, bütçeye sergi masrafı olarak konulan 15 bin lirayla büyük bir “ticaret sergisi” yapmanın mümkün olmadığını belirterek bunun yerine bir “seyyar sergi” düzenlemeyi önerdi. Ali Cenani Bey, şöyle dedi: “Bendeniz düşünüyorum ki Seyri Sefain'den bir vapur alalım, mesela Karadeniz Vapuru'nu düşündüm. Bunun içinde 130 yatak vardır. Tüccarlarımızdan 130 kişiyi alabilir. Ambarlarında elektrik tertibatı yaparak bir sergi haline getirebiliriz. Bütün ürünlerimizi de bu vapurda sergileyebiliriz.” Ali Cenani Bey, bu iş için 80 bin lira gerektiğini, vapurdaki TEKEL ürünlerini satışa sunarak 10-15 bin lira gelir elde edilebileceğini, bu nedenle “seyyar sergi” için 60 bin liralık bütçenin yeteceğini belirtti.

Seyyar sergi fikri kabul edildi. TBMM bu iş için 100 bin lira bütçe ayırdı. İTO da 500 bin lira katkıda bulundu. Böylece serginin finansmanı sağlanmış oldu.

Karadeniz Vapuru'ndaki seyyar serginin iki amacı vardı: Birincisi, Türkiye'nin belli başlı ürünlerini Avrupa'ya tanıtmak ve Türk tüccarları Avrupa'daki ilgililerle tanıştırarak ticaretin gelişmesi sağlamaktı. İkincisi ise cumhuriyetin ilanı sonrasında kısa sürede çağdaşlaşmaya başlayan yeni Türkiye'yi Avrupa'ya tanıtmaktı. Atatürk için ikinci amaç çok daha önemliydi.

Seyyar serginin açılacağı Karadeniz Vapuru, asıl adı S.S Wilis olan 1905 Hollanda yapımı, 4731 grostonluk, 120 metre boyunda 14 metre eninde bir yolcu ve yük gemisiydi.

Karadeniz Vapuru, Mart 1926'da Haliç Tersanesi'ne çekilerek orada adeta bir yüzen fuara dönüştürüldü. Bu dönüşüm, Asım ve Naci adlı iki mimarın çizimlerine göre yapıldı. Adı gibi siyah olan Karadeniz Vapuru önce beyaza boyandı. Sonra vapurda ürünlerin sergileneceği ve satılacağı iki........

© Sözcü


Get it on Google Play