We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Genç Cumhuriyetin Sıtma Savaşı

135 391 0
19.07.2021

Cumhuriyeti kuranlar sadece yoklukla, yoksullukla, geri kalmışlıkla, cehaletle mücadele etmediler, onlar aynı zamanda salgın hastalıklarla mücadele ettiler. Diğer hastalıklarla birlikte sıtmayı da yendiler.

Türkiye'de koronavirüs pandemisiyle mücadelede pek çok konuda kararsızlıklar, yanlışlar, eksikler göze çarpıyor. Oysaki Türkiye, salgın hastalıklarla mücadele konusunda çok önemli bir bilgi birikime ve tecrübeye sahiptir. Bugün, genç Cumhuriyetin o bilgi birikiminden, o tecrübesinden söz edeceğim; Cumhuriyeti kuranların “sıtma savaşı”nı nasıl kazandıklarını anlatacağım.

SITMA

Sıtma (malarya), Plasmodium türü parazitlerin yol açtığı, taşıyıcı dişi anofel sivrisineklerce insanlara bulaştırılan enfeksiyonel ve ölümcül bir hastalıktır.

Tarih boyunca milyonlarca insanın ölümüne neden olan sıtma “uygarlık batıran hastalık” olarak adlandırıldı. M.Ö. 5. yüzyılda İstanköylü Hipokrat, sıtmanın bataklıklardan kaynaklandığını tespit etti. 1897'de Ronald Ross, Hindistan'da yaptığı deneyler sonunda sıtmanın sivrisineklerce insana bulaştığını kanıtladı. 1820'de Pelletier ve Caventou adlı kimyacılar Peruvian (kınakına) ağacının kabuğundan kinin elde ettiler.

Uzun yıllar boyunca sıtma ilacı olarak kinin kullanıldı. II. Dünya Savaşı sırasında sıtmaya karşı DDT kullanımı yaygınlaştı. II. Dünya Savaşı sonrasında ise başka ilaçlar üretildi.

Osmanlı'da 19. yüzyılda askeri ve sivil modern tıp okullarında sıtma hakkında o zamanki temel bilgiler veriliyordu.

Osmanlı'da 1910'da çıkarılan “Pirinç Ziraatı Kanunnamesi”nde sıtmayla ilgili koruyucu hükümler vardı.

Osmanlı'da 1913'te “Halka Ücretsiz Kinin Dağıtılmasına Dair Nizamname” çıkarıldı.

Sıtma, 1914-1918 arasındaki I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'da büyük kayıplara neden oldu. Bu savaşta orduda 451.803 sıtma hastası görüldü. Bu, toplam hasta sayısının % 13.1'ini oluşturuyordu. 4 yıllık savaş sırasında sıtmadan ölenlerin sayısı 23.359 kişiye ulaştı. Bu sayı, I. Dünya Savaşı'nda toplam ölümler içinde % 5 gibi bir orana karşılık geliyordu.

1920'de TBMM açıldığında ilk kurulan bakanlıklar arasında “Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı” da vardı. Bu bakanlık sıtmayla mücadele konusunda ilk çalışmaları savaş sırasında yaptı.

Mustafa Kemal (Atatürk), 1 Mart 1923 tarihli meclis konuşmasında sıtma mücadelesi konusunda da açıklamalar yaptı. İstanbul Kimyevihanesi'nde üretilen 1000 kilo devlet kinininin Ziraat Bankası eliyle bütün bölgelere dağıtılmak üzere olduğunu, 250 kilo da parasız kinin dağıtıldığını, ayrıca geçen yıl ödeneğinden kalan para ile dışarıdan 1000 kilo kinin almak için başvurulduğunu, olağan duruma geçilince “sıtma hastalığının kökünü kazımak için” kurutma ve arazi ıslahı ile şehir ve köylerin sağlık koruyucu şartlarının düzeltilmesine hemen başlanacağını belirtti.

1923-1924 yıllarında Türkiye'de bir sıtma epidemisi yaşandı. Cumhuriyet ilan edilirken ülkenin yaklaşık yarısı sıtmalıydı. Diğer salgın hastalıklarla birlikte ülke nüfusunun yarıdan çoğu hastaydı. Buna karşılık ülke genelinde -bir yıl önce- sadece 337 doktor, 434 sağlık memuru vardı.

1924'te vilayet sıhhiye müdürlerinden raporlar istendi. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı “Türkiye Sıtma Haritası” hazırladı. 15 Eylül – 5 Ekim 1924'te İstanbul'da Refik Saydam'ın başkanlığında “Sıtma Komisyonu” toplandı. Sıtmayla mücadele etmek için hazırlanan yasa teklifleri 26 Ekim 1924'te Bakanlar Kurulu'na sunuldu. Böylece sıtma savaşı için gerekli yasal zemin oluştu.

İstanbul Bakteriyolojihane'sinde açılan bir kursta yetiştirilen elemanlarla 1925'te ülkenin değişik yerlerinde sıtma mücadelesine başlandı.

1925'te toplanan Birinci Milli Tıp Kongresi'nde........

© Sözcü


Get it on Google Play