We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Vatan Kurtaran Zafer” Sakarya

145 891 214
23.08.2021

Türk milleti, yüz yıl önce bugün, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde “Ya istiklal ya ölüm” parolasıyla Anadolu'da bir varlık yokluk kavgasına girişti. 22 gün 22 gece süren bu büyük kavganın adı Sakarya Meydan Muharebesi'ydi. 100. yılında bugün, “vatan kurtaran zafer” Sakarya'yı anlatacağım.

SAVAŞ VE STRATEJİ

10 Temmuz 1921'de Yunan ordusunun büyük taarruzu Kütahya-Eskişehir Muharebeleri başladı. 13 Temmuz'da Afyon ve Bilecik Yunanlarca işgal edildi. 15 Temmuz'da Kütahya önünde şiddetli çarpışmalar oldu. Aynı gün kahraman yarbay Nazım Bey şehit oldu. Cephe yarıldı.

Atatürk, 18 Temmuz'da, Eskişehir'de Karacahisar Karargâhı'nda Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa'yla görüştü. “Ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesini” istedi. Böylece hem ordunun erimesini önleyecek, hem Yunan ordularını Anadolu içlerine çekecek, hem de zaman kazanacaktı. Atatürk, geri çekilme kararıyla Eskişehir'in düşmana bırakılmasının yaratacağı siyasi etkinin de farkındaydı. Ancak askeri strateji açısından çekilmeyi zorunlu görüyordu. “Askerliğin gereğini tereddütsüz uygulayalım. Diğer sakıncalara karşı koyarız” diyerek çekilme kararını tereddütsüz uygulattı.

17 Temmuz'da Kütahya kaybedilmişti, 19 Temmuz'da Eskişehir Yunanlarca işgal edildi. 21 Temmuz'da Eskişehir'i geri almak için yapılan Türk taarruzu başarısız oldu. 22 Temmuz'da Türk ordusu geri çekilmeye başladı. Çekilme oldukça başarılıydı. 24 Temmuz'da Batı Cephesi Karargâhı Polatlı'ya taşındı. 25 Temmuz'da Türk ordusunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesi tamamlandı. Atatürk, o günlerde çevresindekilere, “Ordu ayaktadır, sağlamdır. Çok değil, 20-25 gün daha vakit kazanalım. Onlara göstereceğiz. Behemehâl tepeleyeceğiz” demişti.

Atatürk'ün, tehlikeyi sezerek -bazı yerlerin kaybedilmesi pahasına- orduyu Sakarya'nın doğusuna çekmesi, sadece büyük komutanların verebileceği bir karardı. Org. Ali Fuat Erden şöyle diyor: “Bu manevraya ‘ihtiyari stratejik çekilme' denir. Bunu yapabilmek için büyük manevi cesaret lazımdır. Harp tarihinde geri çekilmeyi emreden ve onu başarıyla yapan komutanlar, imha muharebesi yapanlardan daha nadirdir.” (Ali Fuat Erden, Atatürk, s.80)

Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde Atatürk'ün orduyu Sakarya'nın doğusuna çekmesi meclisteki muhalifleri harekete geçirdi. Yenilmiş orduyla birlikte Atatürk'ün de yenileceğini düşünen muhalifler Atatürk'ün ordunun başına geçmesini istediler. Buna karşı, ona gerçekten güvenenler de bu kritik aşamada orduyu ve milleti sadece onun kurtarabileceğini düşünerek bu isteği desteklediler.

Atatürk bir strateji dehasıydı, akıl adamıydı. Başkomutanlığı kabul etti. Ancak başkomutanlığı süresince meclisin bütün yetkilerini de fiilen kullanmak istediğini bildirdi. “Milli iradeye duyduğu saygıdan dolayı bu yetkilerin 3 ayla sınırlandırılmasını” istedi. Başkomutanlık Kanunu'na göre meclis isterse 3 ay dolmadan da yetkileri geri alabilecekti. Tartışmalardan sonra Atatürk, 5 Ağustos 1921'de meclis tarafından başkomutanlığa getirildi.

Atatürk, başkomutan olduğunda 40 yaşındaydı. Kürsüye geldi. Kendinden son derece emin, şunları söyledi: “Meclisin hakkımda gösterdiği emniyet ve itimada layık olduğumu zamanla göstermeye muvaffak olacağım. Milletimizi esir etmek isteyen düşmanları mutlaka mağlup edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada, bu tam güvenimi, hem yüksek heyetinize, hem bütün millete ve bütün dünyaya karşı ilan ediyorum.” Ordunun yenilip çekilip dağıldığının düşünüldüğü günlerde Atatürk'ün ağzından dökülen bu sözler çok büyük sözlerdi. Atatürk, sarsılmaz bir güvenle, meclise, millete ve dünyaya zafer kazanacağını ilan ediyordu. Sözünü tutacaktı.

Atatürk, 15 gün içinde, önce orduyu Sakarya'nın doğusuna çekerek, sonra olağanüstü yetkili başkomutan olarak meclisin, milletin, ordunun ve vatanın tüm sorumluluğunu üzerine aldı. Uygarlık tarihinde bu kadar zor bir zamanda bu kadar büyük bir yükün altına giren başka bir lider, başka bir komutan daha yoktur. Atatürk'ün, yenilen, geri çekilen ve bozguna uğrayacağı düşünülen bir........

© Sözcü


Get it on Google Play