menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’da yaşananlar bizi çok yakından ilgilendiriyor

174 45
latest

Ortadoğu’da yaşanan hiçbir kriz masum değildir. Hele söz konusu İran ise gelişmeleri “iç mesele” diyerek bir kenara atılmamalı. İran’da derinleşen toplumsal hareketlilik, artık rejimin kontrol edebileceği sıradan bir protesto dalgası olmaktan çıkıyor. Yaşananlar, bölgesel dengeleri sarsabilecek nitelikte bir devlet istikrarı krizine dönüşme potansiyeli taşıyor. Bu kriz, Türkiye’nin kapısındadır.

Bugün İran’da yaşananları geçmişteki protestolardan ayıran, hareketlerin yaygın, sürekli ve doğrudan rejimin tepesini hedef almasıdır. Ekonomik gerekçelerle başlayan öfke, sistem karşıtı bir dile evrilmiş. Büyük şehirlerin ötesine geçerek kasabalara, yoksul bölgelere ve etnik fay hatlarına yayılmış. Bu tablo, İran’da merkezi otoritenin ciddi biçimde zorlandığını ve sürecin kolay kolay kontrol altına alınamayacağını göstermektedir.

GÜVENLİK BOŞLUĞU OLMAMALI

İran’ın istikrarı, neredeyse İran’dan çok Türkiye için hayati önemdedir. Yaklaşık 560 kilometrelik Türkiye–İran sınırı, bugüne kadar tüm gerilimlere rağmen görece istikrarlı kalmış. İran’da yaşanacak uzun süreli bir çözülme, bu hattı kısa sürede bir güvenlik boşluğuna dönüştürür. Sadece sınır ihlali değil; terör, kaçakçılık ve düzensiz göç anlamına gelir. Daha önce sınır boylarında görev yapan, İran’daki gelişmeleri yakından izleyen emekli Tümgeneral Rafet Kılıç, gelişmeleri bize şöyle yorumladı:

“Karışıklıklar devam ederse bize ilk darbe sığınmacı meselesinden gelecektir. Nüfusu 90 milyona yaklaşan, ekonomisi çökmeye yüz tutmuş bir İran’dan kopacak kitlesel göç, Suriye deneyimini bile gölgede bırakabilir. Türkiye’nin mevcut demografik, ekonomik ve sosyal yükü ortadayken, böyle bir dalganın ülke üzerinde yaratacağı tahribat asla hafife alınamaz.

Ancak tehlike burada bitmiyor. İran’da yaklaşık 30 milyon Türk kökenli nüfus yaşıyor. Merkezi otoritenin zayıflaması,........

© Sözcü