Mutluluk Üzerine Bir Gün

Asırlar boyunca insanlar ‘Mutluluk nedir?’ sorusunun cevabını aradı ve mutlu olmanın yollarını bulmaya çalıştı.

Örneğin Antik Yunan’da mutluluk erdemli bir yaşam sürmek olarak tanımlandı.

Orta Çağ’da ise mutluluk çoğu zaman dünyevi değil, manevi bir hedef olarak görüldü.

Aydınlanma döneminde mutluluk bireysel özgürlük ve aklın rehberliğiyle ilişkilendirildi.

Modern psikoloji ise mutluluğu yalnızca bir duygu değil, yaşam memnuniyeti, anlam duygusu ve psikolojik dayanıklılığın birleşimi olarak açıklamaya çalışıyor.

Pek çok filozof, mutluluğun ne olduğu üzerine yıllarca düşünmüş, bu kavramı açıklamak için çeşitli teoriler geliştirmiştir.

Mutluluk hakkında ilk soruyu Sokrates sormuş. İhtiyaçlarımızı en aza indirdiğimizde, en ufak şeylerden dahi mutluluk duyacağımızı ileri sürmüş.

Bana mantıklı geldi. En azından bir şeylerin fazlalığı, onun değerini azalttığı gibi verdiği mutluluğu da öldürüyor. Sokrates onu onayladığımı duysa eminim çok mutlu olurdu.

Eflatun (Platon) ise öğretmeni Sokrates'ten farklı olarak, insanın sürekli kendisine bir şeyler katarak mutlu olabileceğini iddia etmişti.

O da çok haklı. İnsan kendini geliştirdikçe hem mutlu oluyor hem de daha bir insan oluyor.

Antik Yunan filozoflarından olan Epikür, mutluluğun denge ve ılımlılıkta olduğunu savunur. Ayrıca aşkın mutluluk getirmediğini, mutluluğun arkadaşlıktan geçtiğini söyler.

Çok doğru! Sonuçta aşkın kalıcı olmadığı malum. Arkadaşlıklar çok daha uzun ömürlü ve hiç değilse insana bir faydası var. Ayrıca Epikür’ün bahsettiği denge ve ılımlılık bence gerçekten de mutluluğun anahtarı.

Budizm’in yaratıcısı Buda da diğerleri gibi kafayı mutluluğa takmış. İnsanın mutluluğa ulaşmaya çalışırken bir........

© Sözcü