Fıtrat Meselesi
Fıtrat en basit tanımıyla insanın kolay değişmeyen yapısıdır. Kişinin karakterini,alışkanlık ve dünyaya bakış biçimini anlatır.Bu yüzden “Can çıkar, huy çıkmaz”, “Huylu huyundan vazgeçmez”, “İnsan yedisindeneyse yetmişinde de odur” gibi sıkça tekrar edilen atasözleri boşuna değildir.Bazen insanlar çıkarları için kısa süreli olarak kendini kontrol edebilir, farklıgösterebilir ama bu kalıcı bir dönüşüm değildir. İnsan eninde sonunda özüne döner.Aslında insan değişemez değildir ama değişim, dışarıdan zorlanarak olmaz. İçeridengelen bir ihtiyaç yoksa, kişinin değişimi için hiçbir şey kalıcı etki yaratmaz.
Bu yüzden konuşarak insanların fikirlerini değiştirebileceğimize dair inanç, en yaygınyanılgılardan biridir.Kişi, karşısındakine doğruları anlatınca, delilleri sununca ve gerçekleri gösterince onuikna edebileceğini sanır.Bu bazen işe yarar ama çoğu zaman insanlar yanlış tercihleri bilgi eksikliğindenyapmaz. Mesele çoğunlukla çıkar, korku ya da konfordur.Kişi ya o tercihten bir kazanç sağlar, ya değişmekten çekinir, ya da mevcut düzeninibozmak istemez.Yani işin aslı insanların büyük bir kısmı oldukları yerde kalmayı seçer. Çünkü orasıtanıdıktır, güvenlidir, kişinin yeri, konumu bellidir, risk içermez.Dolayısıyla bazı insanlarla tartışma aslında tartışma değildir. Sen kanıt sunarsın, ogörmez. Sen mantık kurarsın, o reddeder. Sen anlatırsın, o duymaz. Çünkü orada bir fikirçatışması yoktur. Orada bilinçli bir gerçeklik reddi vardır.
İnsanlar genelde yanlış bildikleri için değil, doğruyu kabul etmek istemedikleri içindirenir. Çünkü doğruyu kabul etmek, kendini de sorgulamayı gerektirir.Kendi hatasını görmek, kendi yetersizliğini fark etmek demektir. Bu ise çoğu insan içinbir tehdittir. Bu yüzden inkâr eder, konuyu başka yere çeker, basitleştirir, küçümser, dalgageçer. Ama asla gerçeklerle yüzleşmek istemez.Karşınızdaki kişiyi ikna etmeye çalışırken aslında herkesin gerçeği görmek istemediğinikabullenmeniz gerekir. Çünkü değişmek herkesin işine gelmez.Ayrıca insanlar çoğu zaman kendi seviyelerine uygun şeyleri seçme eğilimindedir.Daha fazlasını, daha derinini ya da daha doğrusunu değil; kendilerine uyanı seçerler.
Özellikle cehalet meselesi burada daha açık anlaşılır hâle geliyor. İnsanlar bazıseçimlerin cehaletten kaynaklandığını düşünür. “Cahil halk anlamıyor, gerçekleri göremiyor”denir. Bu kısmen doğru.Cehalet çoğu zaman bilgi eksikliği olarak tanımlansa da, bu eksik bir tanımdır.Gerçekte cehalet, çoğu durumda bir konfor alanıdır.İnsan, sorgulamadığında daha az yorulur. Araştırmadığında daha az sorumlulukhisseder. Öğrenmediğinde değişmek zorunda kalmaz.Bu yüzden bazı insanlara ne söylersen söyle, sonuç değişmez. Çünkü onların problemibilgi eksikliği değil, zihinsel dirençtir.
İnsan doğası değişmekten çok, kendini korumaya programlıdır. Bu noktada yapılmasıgereken şey boş yere tartışmayı kazanmaya çalışmak değil, enerjiyi korumaktır.Herkesi ikna etmeye çalışmak, kendini tüketmenin en hızlı yoludur. Çünkü karşındakikişi değişmeye niyetli değilse, senin çaban hiçbir işe yaramaz.Bazı kapılar içeriden kilitlidir. Ve dışarıdan ne yaparsan yap, açılmaz. Bu gerçeği kabuletmediğimiz sürece, sadece kendimizi yıpratırız.Bu yüzden asıl mesele, kiminle konuşmaya değeceğini ayırt edebilmektir. Çünkü senne anlatırsan anlat, karşındakinin anlamak istediği kadarsın.
