Eleştiri değil üstünlük çabası |
Hepimiz her gün birilerini veya bir şeyleri masaya yatırıyoruz. Hava durumundan hükümet politikalarına, komşunun çocuğundan iş arkadaşımızın sunumuna kadar her şey radarımızda.
Herkes birilerini, bir şeyleri eleştiriyor ama aslında herkes eleştiri yapmıyor. Bu ikisi arasındaki farkı çoğu zaman ayırt edemiyoruz ve eleştiri adı altında bazen karşımızdakini aşağılayıp, onu küçültüyor ama aslında sadece egomuzu rahatlatıyoruz.
Oysa eleştiri ile hakaret arasındaki çizgi sandığımızdan çok daha nettir. Eleştiri bir davranışa yönelir, hakaret kişiliğe saldırır. Eleştiri çözüm içerir, hakaret sadece yıkar. Eleştiri karşı tarafı geliştirir, hakaret onu savunmaya iter.
Birçok insan bu farkı bilmesine rağmen sınırı bilinçli olarak aşar. Çünkü amaç düzeltmek değil, üstün hissetmektir.
Günlük hayatta bunu en çok sosyal medyada görüyoruz. Birisi bir fotoğraf paylaşıyor ya da sadece fikrini söylüyor ve altına gelen yorumların büyük kısmı değerlendirme yerine küçümseme veya hakaret içeriyor.
Karşısındakinin eksiklerini bir dedektif titizliğiyle bulan o kişi, aslında karşısındakinden ne kadar üstün olduğunu anlatmaya çalışıyor. Çünkü bir şeye “Bu olmamış” demek, kişiye anlık, sahte bir üstünlük........