6 Şubat’ın iki yüzü

Ben bir vergi uzmanıyım. Mesleğim gereği hayatı verilerle, sayılarla, oranlarla, tablolarla okurum. Normal şartlarda bugün size; 1999’dan bu yana toplanan milyarlarca dolarlık deprem vergisinin hangi bütçe açıklarına yama yapıldığını, “Ek MTV” düzenlemesi ve diğer deprem vergileriyle bütçeye ne kadar gelir yazıldığını tablolarla anlatabilirdim. Bütçedeki hangi harcama kaleminin depremzedeye, hangi harcama kaleminin ise ballı kaymaklı ihalelerle kimlere akıtıldığını rakamlarla ortaya koyabilirdim ki diğer yazılarımda vatandaşın her kuruş vergisinin nerelere harcandığını satır satır ortaya koyuyorum ve koymaya da devam edeceğim.

Ancak bugün, ruhumdaki sızının bilançosunu tutmaya ne kalemim yetiyor ne de matematiğim. Bugün rakamları susturup vicdanı ve şahit olduğumuz o büyük tezatları konuşma, konuşturma günüdür. Bugün, muhasebe günü ama vicdani muhasebe. Çünkü 6 Şubat 2023 sabahı saat 04.17’de biz sadece binalarımızı değil, o güne kadar bizi birbirimize bağlayan pek çok insani değerlerimizi de enkazların altında bıraktık.

Üzerinden üç koca yıl geçti. O günden beri yakamızı bırakmayan, insanlığımızı sorgulatan o devasa zıtlıklar, tarihin sayfalarında yerini aldı ve yüzümüze tokat gibi iniyor:

- Bir yanda dondurucu soğukta, parmak uçları buz kesmişken betonları çıplak elleriyle ve tırnaklarıyla kazıyan, “Sesimi duyan var mı?” feryadına kendi canını siper ederek cevap veren o dev yürekli madenciler; diğer yanda........

© Sözcü