Ey patron konuş!
Ne atları vardı, ne arabaları! Ne de paşa babaları! Lüks otomobillerine binerek, özel jetleri ile uçarak da gelmediler. Başlarında sarı baretleri 9 günde yürüyerek geldiler. Yürüyüş, Eskişehir’den 13 Nisan’da başladı. Ankara’da gündüzleri bel üstleri çıplak betona oturuyorlar. Enerji Bakanlığı’nın önünde açılık grevi yapıyorlar. Direnişleri 14 gününü doldurdu. Onlar kömür madeni işçileri; canından can, kanından kan veren en zor, en riskli işi yapıyorlar.
5 aydır maaş alamamışlar.
Tazminatlarına çökülmüş.
Bunu duyurmaya geldiler.
10 yaşında, 12 yaşında, 13 yaşında kız ve erkek çocukları da 23 Nisan bayram günü Eskişehir’den Ankara’ya babalarının yanlarına, onları desteklemeye koştu. Çocuklar yüzlerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne dönüp, “İşçi babamızın ücretini vermezseniz biz hayatımızı nasıl sürdüreceğiz” diye bağırdılar.
130 kömür işçisi, futbolcu olsalardı. Maaşlarımızı ve transfer ücretlerini ödemiyorlar deselerdi, yer yerinden oynardı. TFF, UEFA, FIFA kulübe para cezası yağdırır, puan siler, transfer yasağı koyar (Adana Demirspor’un başına gelenler) o kulübün başkanını yerin dibine sokarlardı. Kömür işçilerinin ücretini ve kıdem tazminatlarını ödemeyen Doruk Madencilik Şirketi’nin sahibi Sebahattin Yıldız’a kimse tek laf etmedi.
Cumhurbaşkanı susuyor.
Enerji Bakanı susuyor.
Çalışma Bakanı susuyor.
Adalet Bakanı, yağcı gazeteci çağırıp kendi reklamını yazdırma peşinde. TMSF de susuyor. Kömür ocağını ve yanında Yunus Emre Termik Santrali’ni Yıldızlar Holding bünyesindeki Doruk Madencilik sahibi işadamı Sebahattin Yıldız’a........
