menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devletin çöküşü ve liyakat

52 0
18.05.2026

Rahmi Apak, Balkan ve İstiklal Savaşı’nda görev yapmış bir subaydır.

“Yetmişlik Bir Subayın Anıları” adlı kitabında, Balkan Savaşı sırasında tanık olduğu bir olayı şöyle anlatır:

“Bir yerde, küçük bir sırt üstünde yedi sekiz subayın daire şeklinde bir şeyler yaptıklarını gördüm... Subaylardan birisi, Kur’an’ı ortasından bir iple bağlamış, bu ipe bir anahtar geçirmişti. Kutsal kitabı çeviriyor, sonra bırakıyordu. Yedi sekiz defa bükülmüş olan ip dolayısıyla, geriye dönen ve sonra sağa sola ufak hareketler yapan Kur’an, nihayet kuzey istikametinde durunca kitabı çeviren subay:

‘İşte, kitabın gösterdiği istikamet. Bizim için hayırlı olacak istikamet burası, yani Loşna istikameti. Cavit Paşa’nın bulunduğu yer’ dedi.

Meğerse bu subaylar, yarım saatten beri hangi istikamete gidilmesi gerektiğini tartışmışlar... Loşna’da Cavit Paşa’ya katılacak olurlarsa Sırplara teslim olacaklarını ve Sırpların ise, Türk askerine iyi davrandıklarını duymuşlar. Hâlbuki Ordu Komutanı’nın emri gereğince, Fiyeri’ye gidecek olurlarsa Yunanların Türk esirlerini öldürdüklerini tartışıp durmuşlar.

Bu yüzden, Kur’an falına başvurmaya karar verilmiş. Sonuçta, bu gruptan beş subay Kur’an falının gösterdiği istikamette (Ordu Komutanı’nın emrinin tersine) yola çıktılar. Diğer iki subay ise, ordunun emri doğrultusunda Fiyeri’ye gitmek üzere bize katıldılar... Çok şükür ne Yunanlar ne de Sırplar, Türk Ordusu’nun sığındığı bölgeye ilerleyemediler...”

İşte, ordu komutanının emirlerini savaşta bile yok........

© Sözcü