Haram olsun! |
“Milletvekillerimizin toplantılara katılmada sıkıntı yarattığını öğrendim. Bu beni ciddi manada üzmüştür. Bu millet kendi kesesinden maaş veriyor. Milletvekili arkadaşlarımız bu maaşla görevi yapıyor. Genel kurulda yoklamalarda benim milletvekili arkadaşlarım bulunmazsa bu millet hakkını size helal etmez. Ben de onlara hakkımı helal etmiyorum. Aldığınız maaşlar haramdır; bunu da böyle bilin.”
Bu sözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait...
Partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda 1 Şubat 2023’te söyledi.
AKP’li milletvekilleri bu sözleri ciddiye aldı mı?
Emir olarak kabul etti mi?
Koşa koşa Meclis’e gelip aldıkları maaşları hak etmeye çalıştı mı?
Hatta aralarından bazıları bunun yerine sanki Genel Kurul oturumlarına katılıyormuş gibi yoklamalarda sahte pusula gönderdi.
Oturumu yöneten kimi Başkan Vekilleri bu sahtekarlığı ortaya çıkardı ve ağır sözlerle AKP’li vekilleri kınadı; kimileri ise görmezden geldi...
Bu yüzden belki de bazı yasalar, Meclis’te çoğunluk sağlanamadığı halde kabul edildi ve yürürlüğe girdi.
Aynı kriz önceki gün yine yaşandı.
TBMM Genel Kurulu, toplanacak ve önemli yasa tasarılarını görüşecekti...
Oturumu yöneten TBMM Başkan Vekili Tekin Bingöl, iki kez yoklama yaptırdı.
İkisinde de görüşmelerin başlayabilmesi için gerekli çoğunluğun sağlanamadığı görüldü ve oturum kapatıldı.
Genel Kurul’a gelen yasa tekliflerinin yüzde 100’ü, AKP-MHP ittifakı tarafından getiriliyor.
Ama AKP’li vekiller, kendi partilerinin teklifine bile sahip çıkmıyor.
Partisinin milletvekillerinin Genel Kurul’a katılmamasına gerekçe bulamayan AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın bu konuda bile CHP’yi suçlamaya kalkışması...
Neymiş; “CHP’liler, kanunlar geçmesin diye yoklama talep ediyor”muş...
Anladık; milletten korkmuyorsunuz bari Allah’tan korkun Leyla Hanım...
Bir kısmı ayda 273 bin, önemli bir bölümü de 450 bin lira maaş alan ama “işe gelmeyen” AKP’li elemanlar (!) masum...
İşe gelen ama çalışma arkadaşı gelmediği için işin yapılamamasından yakınan CHP’liler suçlu; öyle mi?
Ne demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan?
“Çalışmayan milletvekillerinin aldığı para haramdır...”
Kendisine ilk kez yüzde 100 katılıyorum. Ben de bir vergi mükellefi olarak hakkımı helal etmiyorum!!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel dün çok önemli bir iddiada bulundu:
Türkiye’nin dört bir yanındaki cumhuriyet başsavcılarına ya da doğrudan bazı savcılara Ankara’dan telefon edildiğini, “Yaa... Hiç mi ihbar yok? Sosyal medyada da mı bir şey yok?” denildiğini söyledi...
İsim vermeden Adalet Bakanı Akın Gürlek’i hedef aldı.
Böyle bir iddianın dile getirilmesi bile Anayasa’daki yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü ilkelerine gölge düşürür...
Bizim gibi sıradan vatandaşlar, “Demek ki siyasetçiler ne istiyorsa; yargıçlar, savcılar onu yapıyor” demeye başlar.
Böyle bir ülkede hiçbir yabancı yatırımcı faaliyet göstermez...
Hukukun üstünlüğünün tartışmalı hale geldiği yerde, güller açmaz, güneş doğmaz, sular tersine akar...
Halen görevde olan 171 başsavcıya ve 6 bin 500 savcıya sesleniyorum:
Tamam; koltuk önemlidir ama adalet her şeyden önemlidir.
Eğer Özgür Özel’in kast ettiği türden telefonlar alıyorsanız... Bu telefonları eden siyasetçileri afişe etmek ve “idari amiriniz” pozisyonunda bile olsalar, haklarında işlem yapmak boynunuzun borcudur.
Aranızdan bu cesareti gösterebileceklerin sayısının hiç de azımsanmayacak miktarda olduğuna inanmak istiyorum.
A Milli Futbol Takımımız, tam 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanarak hepimizi sevindirdi.
Futbolcularımızın katılacağı turnuvada Türk hakemleri görev yapamayacak!
Çünkü FİFA’nın, 11 Haziran-19 Temmuz arasında düzenlenecek olan turnuvaya çeşitli ülkelerden davet ettiği 52 orta, 88 yardımcı ve 30 video hakemi arasında Türk hakemleri yok!
Çünkü istenen kriterlere uygun hakemimiz yok!
Futbol takımımızın turnuvaya katılması ne kadar gurur vericiyse; tek hakemimizin bile davet edilmemesi bana göre o kadar yüz kızartıcı...
Bakalım Futbol Federasyonu içine düştüğümüz bu durum için ne diyecek?
Soru, Milas’ın altı köyünün maden alanı için “acilen” kamulaştırılmasına tepki gösteren ve 2019’dan bu yana direnen Akbelenli bir köylüden:
Biz vatandaş değil miyiz?