menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ekonomi savunma sistemi

27 0
21.03.2026

Dünya artık gerilimin değil, doğrudan savaşların konuşulduğu ve hayatın olağan akışında sanki rutin bir olaymış gibi algılandığı bir dönemi yaşıyor.

İsteyenin istediği ülkeye saldırabildiği, mantıklı olsun olmasın hiçbir hukukun karşılık bulmadığı; medeni duruşlarıyla örnek gösterilen ülkelerin ve liderlerin aslında çoğu zaman sadece bir ambalajdan ibaret olduğu gerçeği yüzümüze çarpıyor.

Artık sadece Orta Doğu’da değil, tüm dünyada kol gezen bu haydutluğun; çok da sorgulamadığımız, hatta zaman zaman sempatik gördüğümüz küresel entegrasyon nedeniyle büyük faturalar doğurduğunu yaşayarak görüyoruz.

Türkiye gibi stratejik konumu güçlü bir ülkenin, bu süreçte askerî savunma sistemine son dönemde daha fazla önem vermesini ve buna yönelmesini; eksikliklere rağmen kıymetli buluyorum.

Ancak savunma sanayine yönelik teknolojik hamleler ve harcamalar geometrik biçimde büyürken, yazının başlığında da yer verdiğim “ekonomi savunma sistemi” konusunda ne derece hazırlık yaptığımız sorusu ortada duruyor.

Her olumsuz gelişmede ekonomi yönetiminden istisnasız şekilde duyduğumuz bazı cümleler var. Ekonominin tüm gelişmelere karşı güçlü olduğu yönünde, içi doldurulmayan, genel ve yuvarlak ifadeler…

İran meselesi başladığında Bakan Şimşek’in açıklamasını hatırlayalım:“Ekonomimize olası etkilerini tüm boyutlarıyla değerlendiriyoruz. Ekonomimiz güçlü makroekonomik temellere sahip olup şoklara karşı dirençlidir.”

Birçok açıklama da var ama ayrıca yer........

© Sözcü