Bir gece… Bir çanta… Bir karar

Geçen cumartesi, gece yarısına yaklaşan bir saat.

White House Situation Room’da ekranlar açık, haritalar kırmızı noktalarla dolu.

Beyaz Saray Durum Odası, ABD Başkanı’nın krizleri yönettiği, istihbarat aldığı ve güvenli iletişim kurduğu, Batı Kanadı’nın bodrum katında bulunan 460 metrekarelik yüksek güvenlikli bir yönetim merkezi. 1961’de Kennedy döneminde kurulan bu kompleks, Ulusal Güvenlik Konseyi personeli tarafından 7/24 işletilir ve dünya çapındaki ABD kuvvetlerini komuta eder. 

İçeride ekranlarda Basra Körfezi, İran içleri, askeri üsler yanıp sönüyor. Her biri bir ihtimal.

CIA’nın kulağı kesik eski ajanı Larry Johnson’ın iddiasına göre o gece, İran’daki yol haritasına yönelik acil toplantı yapılıyor.

Kapı açılıyor. Donald Trump içeri giriyor.

Yanında ulusal güvenlik ekibi. Generaller. İstihbarat.

Bir dosya masaya bırakılıyor. “Efendim… İran tarafı geriadım atmıyor.”

Ekranda kırmızı noktalar.

ABD üsleri. Radarlar. Olası hedefler.

Bir istihbarat subayı konuşuyor; “Zaman daralıyor.Verdiğimiz süre dolmak üzere...”

Trump’ın sesi yükseliyor. Daha sert bir seçenekten sözediyor.

Çantayı eliyle işaret ederek. Nükleer kodları girmek istiyor.

(Nereye gitse başkanın yanında taşınanı “nuclearfootball” adlı nükleer çantayı aktif eden kodlar.)

Masanın diğer ucunda yeni atanmış Genelkurmay Başkanı DanCaine var. Trump selefini bir ay önce, orduda liyakat dışı atamalara tepki gösterdiği için görevden almıştı.

Neyse... General Caine uzun süre dinliyor. Trump’ın artık histeri krizi geçirdiği o anda, “Sayın Başkan, Amerikan........

© Sözcü