We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dünden bugüne Mehmet Haberal

336 51 93
25.09.2021

Sevgili okurlarım, geçtiğimiz pazar günü Çin televizyonunun İngilizce yayınında ilginç bir belgesel izledim.

Çin gibi büyük ve otoriter bir ülkede bile organ naklinin ve organ bağışının ne kadar zor olduğunu örneklerle anlatıyordu.

Bazı kimseler ölümlerinden önce organlarını bağışlıyor.

Akciğer, karaciğer, böbrek, göz…

Şahıs günün birinde ölüyor.

Organları bilimsel yöntemlerle cesedinden alınıyor ama gidilecek hastanelere ulaşma sürecinde akla hayale gelmeyen zorluklar çıkarılıyor.

Bağışlanan organın özel kaplar içerisinde başka kentlerdeki hastanelere çok acele yetişmesi gerek. Ancak görevliler uçağa alınmıyor.

Uçakların birkaç dakika bekletilmesine bile izin verilmiyor.

Bir sinir harbi ki sormayın gitsin.

Televizyon başında izlerken bile insanın asabı bozuluyor.

★★★

Çin belgeselini seyrederken aklıma Mehmet Haberal geldi…

Türkiye'de organ naklini ilk başlatan hekimlerden biri.

Bugüne kadar yüzlerce, belki binlerce hastaya özellikle böbrek ve karaciğer nakilleri yapıp onları hayata yeniden kavuşturdu.

Başka organların nakillerini de yaptıysa onu bilemiyorum.

Prof. Dr. Mehmet Haberal bu konuda karşılaştığı güçlükleri, karşısına çıkarılan yasal ve diğer engelleri ve yaşadığı sıkıntıları bazen sohbetlerimizde bana da anlatırdı.

★★★

Yılını tam bilemiyorum…

Haberal hoca ile tanışıklığımız sanırım 1980'li yılların başlarında ilginç bir biçimde başlamıştı.

Ankara Bahçelievler'de halamın iki katlı bir evi vardı. O dönemde semtteki bütün evler zaten öyle idi.

Halamın oğlu Sabih Atasoy benim hem yaşıtım, hem de çok yakın bir arkadaşımdı. Onlara sık sık giderdim.

Günün birinde Sabih anlattı…

Komşuları olan tarih hocası Vedia Tunçsav'ın iki katlı evini, hastane yapmak üzere Haberal satın almış. Onun hemen bitişiğindeki halamın evini de almak istiyormuş.

Günün........

© Sözcü


Get it on Google Play