Yok döviz, var döviz
Ödemeler dengesi, bir ülkenin dış âlemle yaptığı bütün ticari ve mali işlemlerin parasal resmidir. Geçen hafta Merkez Bankası, Türkiye’nin 2025 yılı “Ödemeler Dengesi” tablosunu yayımladı. Buna göre, (benim takıntım olan) “Cari Açık” 2025’te 25 milyar dolar olmuş. 2025’te GSYH’miz (milli gelir diye okuyun) 1.500 milyar dolara çıkacağından, cari açığın milli gelire oranı %1.7’ye düşmüş olacak. Bu da “cari açık sorun değil” gibi yanıltıcı bir izlenim yaratacaktır. Parası döviz (hard currency) enflasyonu düşük ülkeler, hem bu tabloyu hazırlar, hem de GSYH’lerini hesaplarken “ölçü birimi” olarak ulusal para birimini kullanır. Bizim TL yumuşak (soft currency) ve enflasyonumuz yüksek olduğundan, biz Ödemeler Dengesi hesaplarında “ölçü birimi” olarak ABD dolarını kullanıyoruz. Buna mukabil, GSYH’yi bulurken “ölçü birimi” mecburen cari TL oluyor. TL’li sayılar daha sonra dolara çevriliyor. Enflasyonu düşürmek için döviz fiyatının baskılandığı son iki yılda GSYH’nin dolar cinsinden ulaştığı büyüklük “doğru ve âdil” (true and fair) bir veri değildir. Zaten dolarlı büyüme oranları ile “hacimsel” (sabit fiyatla diye okuyun) büyüme oranları da birbirini teyit etmiyor. “Oransal” büyümesi ölçülen GSYH bir taneyken, iki farklı büyüme oranı olamaz. Bunlardan biri mutlaka yanlıştır. Bu dolarlı olandır. Dolayısıyla “cari açık/milli gelir” oranı %1.7’den büyüktür. Cari açık sorun olmayı sürdürüyor.
ÖDEMELER DENGESİNDE ÖNEMLİ BİR OLUMSUZLUK
Döviz fiyatları bastırıldığı için “iktisadi hayatın normal akışı içinde” ticaret açığının büyümesi gerekir. Ancak ham petrol fiyatlarının düşmesi veya çıkması Türkiye’nin yıllık enerji ithalatının maliyetinde 50 milyar dolara varan oynamalar yaratmaktadır. (Altın ticareti konusuna bilhassa girmiyorum. O başlı başına ayrı bir konudur. Enerji ve altın hariç şeklinde yapılan cari açık hesaplamaları da esastan yanlıştır.) 2024’te fazla veren “mal ve hizmet” dengesi, 2025’te çoğu turizmden gelen 63 milyar dolarlık hizmet gelirine rağmen 6 milyar dolar açık vermiştir. Ancak yılın en olumsuz gelişmesi, yabancıların Türkiye’de kazanıp, kendi ülkelerine yolladıkları faiz, kâr, ücret ve sair gelirlerin toplamda 29.7 milyar dolara çıkmasıdır. Bunun ana kalemi dışa ödenen faizdir. T.C. vatandaşlarının yurt dışında kazanıp yurda yolladıkları benzer gelirler ise sadece 11 milyar dolardır. Fark eksi 18.5 milyardır. Atalarımızın “Borç yiyen, kesesinden yer” sözü doğrudur.
TÜRKİYE EKONOMİSİNDE DIŞA AÇIKLIK YAPISALLAŞMIŞTIR
Bu yazıyı kaleme alırken iktisat profesörü Özgür Orhangazi’nin Evrensel’de ve Uğur Gürses’in Oksijen’de çıkan makalelerinden yararlandım. 2025 yılı “Ödemeler Dengesi” tablosundan benim çıkardığım en önemli sonuç, Türkiye ekonomisinin; halkı, reel sektör firmaları, bankaları, kamu kuruluşları ve Hazine’siyle “yapısal olarak” dışa açık hale geldiğidir. 2025 yılında, 25 milyar dolar cari açık, 17 milyar dolar eksi ‘Net Hata- Noksan’ veren ve bu yüzden Merkez Bankası Resmi Rezervleri 22 milyar dolar azalan Türkiye’de “döviz sıkıntısı” yaşanmamıştır. Bunun sebebi çoğunu özel sektörün aldığı 64 milyar dolarlık yeni dış borçtur. Finansmanda, yapısal olarak dışa bağımlı olması yüzünden döviz dengesi sorunu çözemeyen ekonomimiz, dış bağlantıları sayesinde dövizsiz kalmamaktadır. Yalpalasa da devrilmemektedir.
SON SÖZ: Dış-Borç- kolik ülke, dış borç buldukça krize girmez.
