İnsanlar konuşsun silahlar sussun |
İlk aylarında rahat ilerleyen “Terörsüz Türkiye” girişimi, sıra somut önerilere gelince duraklamaya başladı. Hele DEM sözcüleri, tehditkar bir havada “Türkiye’yi uyarınca” ülkenin “fiili” Başkan Yardımcısı Bahçeli’nin dili değişti. Aslında kimse bu işin kolay olduğunu söylememişti. Hatta tam aksine hemen herkes, ilk günden itibaren, bu proje başarılı olamaz diyordu. Dolayısıyla ortada “ümitsizliğe kapılmayı” gerektirecek olumsuz bir gelişme yok. Aksine ümitli olmamızı sağlayacak bir husus var. O da silahların susması ve sansürsüz bir diyalog ortamının oluşmasıdır. Bazen saygısızlığa dönen Meclis’teki gergin tartışmalar bile “herkesin eteğindeki taşı dökmesi” bakımından faydalıdır. Sonunda söyleyeceğimi başında söyleyeyim. Bu mesele yani “Türkiye’nin Kürt” veya “Kürtlerin Türkiye” sorunu çözülemez ama “yönetilebilir”. Çözüm yokmuş diye üzülmeyelim. Sorunu, tekrar kanlı bir çatışma ortamı yaratmadan nasıl yönetebiliriz diye kafa yoralım.
TANIMLANMAMIŞ SORUN ÇÖZÜLEMEZ
Sorun çözmenin ilk adımı, sorunu tanımlamaktır. Eğer sorunun tarafları, tanımında mutabık değilse, bırakın pratik yani uygulanabilir olanını, teorik bir çözüm bile yoktur. Çoğu Türkiye’de, kalanı da Irak,........