We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Açlıkla, karın doyurmayı karıştırıyor

158 17 149
11.06.2021

ANALİZ

Açlık nedir?

Kim açtır?

“Açım” diye haykıran ne söylemektedir?

Öncelikle “açlık” bir kavramdır.

Aç olmak hiçbir yiyecek yiyememek anlamına gelmez.

Her insanın hayatını sürdürebilmesi için iyi beslenmesi, bunu sağlamak için de yeterli gelire sahip olması gerekir.

Eğer bu denge bozulursa kişi veya kişiler açlıkla karşı karşıya demektir.

Gün içinde “bedeni öldürmeyecek” miktarda bir şeyler yemek, “açlık” kavramını ortadan kaldırmaz.

AKP Genel Başkanı, önceki gün partisinin grup toplantısında muhalefeti yine eleştirirken sözü son günlerde pek çok insanın yakınmasına neden olan “açlık” konusuna getirdi.

Aynen şunu söyledi; “Sözde siyasi parti genel başkanı olarak çıkıp konuşanlara bakın, durmadan hep iftira. Neymiş; millet açmış, bundan bahsediyorlar. Aç olarak dolaşanları buyurun, siz de doyuruverin! Bizler tüm imkânlarımızı seferber ederek yaptık. Yapmaya devam ediyoruz. Bu konuda en ufak bir aksama söz konusu değil. Yapılandırma ise tüm yapılandırmaları yapıyoruz. Nankörlük parayla değil. Onlar nankörlüğe devam ediyorlar. Bunlar çıkmış millet aç diyor.”

Böyle bir konuşmayı medeni, demokratik bir hukuk devletinde bırakın en tepedeki kişiyi, hiç kimseden duyamazsınız.

Çünkü medeni toplumlarda devletler halkın asgari ihtiyaçlarını sağlamak ve toplumun düzeyini her geçen gün daha da artırmakla görevlidir.

Oysa AKP iktidarında durum tam tersi…

Erdoğan, ülkeyi bir çadır devleti gibi yönetip kendisini de ülkenin sahibi olarak gördüğünden, bir sosyal devletin vatandaşına yapması gereken hizmetlerden habersiz.

Erdoğan’a göre, herhangi bir vatandaşın karnının doyması halinde sorun kalmaz.

Konuya böyle bakınca bir sosyal devlet kavramı olan “açlık”, Erdoğan’ın gözünde muhalefetin bir iftirası niteliğine bürünüyor.

“Açlık” konusu 19 yıllık iktidar serüveninin bir ürünü.

Bu bilinçli biçimde yapıldı.

İnsanlar yoksullaştırıldı. Dini baskılar da yapılarak bu bir kader gibi sunuldu. Diyanet İşleri, müftüler, imamlar, hacılar, hocalar; yoksullaştırılan halka “Sakın isyan etmeyin, Allah’ın fakirlikle de imtihan ettiğini unutmayın” telkinlerinde bulundular.

İnsanlar yoksullaştıkça yardıma muhtaç hale getirildi, yapılan beyin yıkama niteliğindeki algı operasyonlarıyla toplumun toplam kalitesi düşürüldü, cahillik yükseldi.

Böylelikle çok geniş bir toplum kitlesi sadece günü kurtarmak, karnını doyurmak telaşı içinde genellikle hiç çalışmadan, kendine uzandığını sandığı ele sıkı sıkıya tutunarak bu iktidarın ayakta kalmasını sağladı.

Erdoğan, açlık olmadığını söylerken kendi açısından haklı aslında…

Çünkü ülkeyi bir çadır devleti gibi yönettiği için herhangi bir vatandaşın karnını doyurması halinde görevini yerine getirdiğine inanıyor.

KOMİK

Türkiye müjdeler ülkesi oldu.

Bir gün petrol bulunuyor.

Ertesi gün........

© Sözcü


Get it on Google Play