Faizin Dünü, Borcun Bugünü: Fatura Yine Dar Gelirliye Çıkıyor
Türkiye’de gündem o kadar hızlı değişiyor ki, tıpkı sosyal medyadaki kısa süreli içerikler gibi saniyeler içinde tüketiyoruz. Oysa asıl gözden uzak tutulmak istenen gündemin faturası oldukça ağır oluyor. Tıpkı o içerikleri izlerken, internet kotasını tüketip yüksek faturayla karşı karşıya kalan GSM abonesi gibiyiz.
Halktan ve reel kesimin beklentilerinden uzak ekonomi politikalarının uygulanmasının faturası her zaman olduğu gibi, ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan asgari ücretli, emekli, öğrenci ve hatta iş bulamayan dar gelirliye çıkıyor.
Uzun süre, “Nas” ve “Faiz sebep, enflasyon neticedir” yaklaşımıyla şekillenen düşük faiz politikası ve gereken sıkılaştırmanın zamanında yapılmamasının ağır faturasını bugün bile ödemeye devam ediyoruz.
Dövize kaçışın önlenmesi için çözüm olarak sunulan ve beş yıl süren Kur Korumalı Mevduat uygulamasının güncel kurlarla hesaplanan bedeli, 2 trilyon 643 milyar TL ila 2,8 trilyon TL arasında (59,1 - 60 milyar dolar) olurken, Merkez Bankası’nın 2023’teki 818 milyar TL’lik zararının önemli bölümü de KKM kur farkı ödemelerinden kaynaklandı. Vergi kayıpları, dolaylı zararlar ve diğer etkiler eklendiğinde gerçek kamu maliyetinin daha da yüksek olduğu herkesçe bilinen bir gerçek.
Tüm bunlara rağmen politika faizi “Nas”ı yok sayarak yüzde 50’ye kadar yükseldi. Bugün ise gözlerin çevrildiği Para Piyasa Kurulu’nun saat 14.00’te yapılacak toplantısında, faizi yüzde 37’de bıraksa ne olur, beklentiler doğrultusunda 100 baz indirimle yüzde 36’ya indirse ne olur. Sonuç faiz yükü altında ezilen hiç kimse için değişmeyecek. Ama kağıt üzerinde değişiklik elbette olabilir.
Tıpkı TÜİK’in Eylül’de yıllık enflasyonu yüzde 29,73, ENAG’ın ise yüzde 46,61 olarak açıklaması gibi. Aradaki 17 puana yaklaşan makas, istatistiğe duyulan güveni de kemirmeye devam ediyor. Bu sürecin en........
