TÜRKİYE VE CUMHURİYETİ KURANLAR… |
Ağır sorunlar ve tehlike altında olan ülke, değişik kültürlere, ırklara ve yönetim biçimlerine yurt olmuş Anadolu ve Trakya toprakları üzerinde kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti.
Bu topraklar ve Türkiye Cumhuriyeti ne anlama geliyor bu köşenin yazarı olarak benim ve benimle aynı duyguları, aynı düşünceleri taşıyanlar için?
Türkiye evimiz, farklı ırklardan, kültürlerden ve inançlardan gelen yurttaşlarımız arasında ayırım gözetmeksizin, hatta hepsini kucaklamak istercesine söylüyorum, üstünde yaşayanlar ailemiz, içinde şiddet bulunmayan farklılıklar doğal zenginliğimizdir.
Kısa adı Çiğdemim olan Çiğdem Eğitim, Çevre ve Dayanışma Derneği, 27 Aralık 2025 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Ulusal Kurtuluş sürecini başlatmaları ile ilgili bir söyleşi düzenledi.
Söyleşide, Sosyolog ve Araştırmacı Yazar Fatih Türkoğlu, “Mustafa Kemal Paşa’nın Yol Hikayeleri” adı ile kitaplaştırdığı bu süreçle ilgili sunum yaptı.
Yazar Türkoğlu, 16 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul’dan başlayan, 19 Mayıs’ta Samsun’a, oradan Havza, Amasya, Tokat, Erzurum ve Sivas’a uzanan, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya ulaşılan bu süreci fotoğraflı olarak paylaşırken katılımcıların duyguları kanımca tavan yaptı. 1919’ların karayolları, kullanılan arabalar, yemek, içmek, dinlenmek, temizlik, iletişim, haberleşmek ve zamanı değerlendirilmekle ilgili çok ağır koşulları, insan veya doğadan kaynaklanabilecek olası tehlikeleri düşününce o dönemleri yaşamamış olan bizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinde yatan çabaları, emekleri, zorlukları ve sonuçta el edilen başarıları karşıtlara anlatmakta çok zorlanırız. Bu nedenle, o dönemleri yaşamamış karşıtlara, kökleri uzun yıllara dayalı bugünkü sorunların ve tehlikelerin üreticisi ve taşıyıcısı diyoruz.
İnsanın tarihinde yaşanan olaylar anlatılırken, çoğunlukla bir kişi öne çıkar veya çıkarılır. İnsanın Tarihi diyorum, çünkü “İnsanlık Tarihi” benim için henüz başlamadı. Nasıl olur dediğinizi duyuyorum. Evet, nasıl olur? Tartışmaların hak ettiği sonuca ulaşması için farklı görüşlerin dillendirilmesi, belgelenmesi ve uzlaşılması gerekir. Bu yaklaşımla diyorum ki, “İnsanlık Tarihi”, çok uzak gelecekteki kuşaklar tarafından, insanın; insana, hayvana, çevreye ve doğaya yönelik şiddetinin her yerde sonlandığı zaman, sıfırdan olmasa bile yeniden başlatılacaktır mutlaka. Ancak, “İnsanlık Tarihini” yeniden başlatanlar ve yazanlar, ilk insandan itibaren demokrasi ve hak mücadelesi verildiğini, bu uğurda sayılamayacak kadar çok insanın kan ve gözyaşı döktüğünü, ağır silahlarla katliamlar yapıldığını........