Şiddet İçinde Yaşamak

Geçtiğimiz hafta en çok konuştuğumuz kavramların başında “şiddet” geliyordu. Ne acıdır ki toplum olarak, yaşadıklarımızın bir sonucu olarak giderek “şiddete meyilli, en küçük sorunda dahi öfkeye sarılan” bireylere dönüşüyoruz.

Öyleyse işe en temel sorudan başlayalım: Şiddet nedir?

Bilimsel kaynaklara göre şiddet; bireyin kendisine, bir başkasına ya da topluma karşı fiziksel güç veya baskı uygulayarak zarar verme, yaralama, psikolojik baskı kurma ya da haklarını kısıtlama eylemidir. Üstelik şiddet yalnızca fiziksel zarar vermekle sınırlı değildir; tehdit, korkutma, aşağılama ve ekonomik kısıtlamalar da bu kapsamın içindedir.

Dünya Sağlık Örgütü ise şiddeti; “fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı kullanımı sonucu yaralanma, ölüm, psikolojik zarar veya gelişim geriliğine yol açabilecek eylemler” olarak tanımlıyor.

Şiddetin türlerine baktığımızda ise karşımıza geniş bir tablo çıkıyor. En görünür olanı fiziksel şiddet… Vurma, itme, yaralama ya da daha ağır sonuçlara yol açan eylemler bu başlık altında yer alıyor. Ancak mesele bununla sınırlı değil.

Psikolojik ya da duygusal şiddet; hakaret,........

© Sonsöz