Hoş Geldin Ramazan
Toplumun nabzını tutmak için bazen istatistiklere bakmaya gerek kalmaz. Bir kilo kıyma ya da kuşbaşı et alabilmek için yüzlerce kişinin oluşturduğu uzun kuyruklar, ucuz ürün bulabilmek için gecenin ayazında bekleyen insanlar, pazar yerlerinde tezgâh altına atılan sebze ve meyveleri toplayan yurttaşlar… bugünün Türkiye’sinde bu manzaralar artık sıradan hale geldi. Asgari düzeyde emekli maaşıyla market rafları arasında vitrin gezer gibi dolaşan yaşlıların görüntüsü ise toplumun ekonomik gerçekliğini en çıplak haliyle gözler önüne seriyor.
Tam da böylesi ağır bir ekonomik atmosferin içinde, on bir ayın sultanı Ramazan ayını karşılıyoruz. Manevi iklimi, dayanışmayı ve paylaşmayı simgeleyen bu mübarek ayı, ne yazık ki geniş toplum kesimleri için yokluk ve yoksulluk gölgesinde idrak ediyoruz. Bir yanda binlerce kişinin davet edildiği ihtişamlı iftar sofraları kurulurken, diğer yanda evine sıcak bir yemek koymakta zorlanan milyonlar bulunuyor.
Gerçekler çoğu zaman rahatsız edicidir. Ancak görmezden gelmek, sorunları ortadan kaldırmaz. Türkiye yeni yıla yaklaşık yüzde 5’lik bir enflasyonla girdi. Şubat ayında nispeten düşüş beklense de, mart ayına gelindiğinde iki aylık enflasyonun maaş artışlarının önemli bölümünü erittiği bir tabloyla karşı karşıya kalınması kaçınılmaz görünüyor. Nitekim Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, enflasyon hedeflerini kısa sürede yukarı yönlü revize etmek zorunda kaldı. Bu durum, ekonomi politikalarında........
