Kendi Terazimiz

Kendi ölçüsünü başkasının terazisi sananlar, karşısındakini kendi düşüncelerinin sınırlarında tartar.
Bu cümle, insanın kendisiyle yüzleşmekten kaçtığı o en dar kapıyı işaret eder. Çünkü çoğu zaman başkasını anlamaya değil, kendimizi doğrulamaya bakarız. Dinler gibi yaparız ama aslında içimizden geçen tek şey şudur: “Ben olsam böyle yapmazdım.” Oysa mesele, sen olsaydın ne yapardın değil; o, neden öyle yaptı sorusuna gerçekten dayanıp dayanamadığındır.


İnsan kendi deneyimini merkeze koyduğunda, dünya daha güvenli gelir. Ölçü bellidir, sınırlar tanıdıktır, terazinin kefeleri şaşmaz. Ama bu güven, sahicilikten değil, konfordan doğar. Kendi yaşadığını evrensel saymak, insanı yormaz; çünkü başka hayatlara temas etmeyi gerektirmez. Başkasının yükünü omuzlamazsın, yalnızca kendi bildiğini tekrar edersin. Bu tekrarlar zamanla yargıya, yargılar da uzaklığa dönüşür.


Fotoğrafta da böyledir bu. Kadrajını kendi göz hizasında sabitleyen biri, başka bir açıdan bakmayı çoğu zaman gereksiz bulur. “Buradan böyle........

© Sonsöz