Hatırlamak mı, Yaşamak mı? |
Eskiden fotoğraf albümleri inceydi, hatıralar kalındı. Şimdi telefonlarımız binlerce fotoğrafla dolu ama bazen geçen ay nereye gittiğimizi bile hatırlamakta zorlanıyoruz. Sanki anılarımız çoğalmadı; sadece dosyalarımız arttı.
Bir gün batımını izlerken elimiz farkında olmadan cebimize gidiyor. Çocuk ilk adımını attığında, bir konser başladığında ya da uzun zamandır görmediğimiz bir dostumuza sarıldığımızda gözümüz önce telefon ekranını arıyor. Oysa hayat, ekrana sığdığı kadar değil; kalbimize dokunduğu kadar bizimdir.
Fotoğrafçı olarak yıllardır insanların en mutlu, en hüzünlü, en heyecanlı anlarına tanıklık ediyorum. Kimi zaman bir düğünde gözyaşını gizlemeye çalışan bir babayı, kimi zaman yıllar sonra birbirine kavuşmuş iki kardeşi, kimi zaman da sessizce ufka bakan yaşlı bir adamı izliyorum. Deklanşöre bastığım anda zamanın küçük bir parçasını kaydediyorum. Ama biliyorum ki o fotoğrafın asıl değeri, içinde görünen yüzlerde değil; o an yaşanan duygudadır.
Çünkü fotoğraf zamanı durdurmaz.........