KADER SANDIKTA YENİDEN YAZILIR

Kimi insanlar dünyaya gözlerini açtığında güneş çoktan onların penceresine konmuştur.
Kimileri ise daha ilk nefeste gölgeyle tanışır… Bir sokak, bir şehir, bir memleket…
İnsanlar çoğu zaman buna “kader” der. Sanki doğduğumuz toprak, alın yazımızın mühürüymüş gibi.

Oysa hayatın derin ama sert bir gerçeği vardır.
Kader, bir başlangıç noktası olabilir. Ama bir memleketin geleceği, dağların ardında değil, bir zarfın içindeki cesarette saklıdır.

Söz gelimi…
Kuzey Kore ve Güney Kore…
Aynı tarih, aynı kök, aynı yüzler. Ama biri karanlığın ağır nefesini sayarken, diğeri gökyüzüne antenler uzatıp dünyaya bağlanıyor.
Bu uçurumu doğuştan yazılmış bir kader mi çizdi?
Hayır. Toplumların yaptığı tercihler çizdi.

Ve insan iki ülkeye bakınca şunu anlıyor ki… Sonuçları belirleyen kader değil, verilen kararlardır. Tam da bu yüzden insanın içine ince bir sızı çöker.
“Demek ki kader, doğduğun yerde değil, verdiğin oyda gizli.”

Çünkü oy dediğin, basit bir işaret değildir.
Kimi zaman yıllarca susturulan bir sesin, karanlıktan çıkıp ilk kez nefes alışıdır.
Kimi zaman bir annenin, evladının yarınını açlıktan, korkudan, belirsizlikten koruma çabasıdır.
Kimi zaman bir babanın, eve dönerken cebindeki umudu kaybetmemek için taşıdığı son direniştir.
Kimi zaman bir gencin, “Ben bu ülkede........

© Sonsöz