İLMEK İLMEK YÜREK, KAT KAT YELEK

Anadolu’da bir kadının sırtına baktığınızda sadece bir giysi görmezsiniz. Kat kat giyilmiş yelekler, ilmek ilmek işlenmiş bir ısrar görürsünüz. Mevsimle açıklanamayacak, güneşle kandırılamayacak bir ısrar…

Sorarsınız… “Üşüyor musun?” Cevap hep aynı sızıya çıkar; “Şu iki kürek kemiğimin ortası var ya… Elim gibi… Orası hiç ısınmıyor.”

Bu bir şikayet değildir aslında; bedenin dile gelmiş halidir. Çünkü o kadın çoğu zaman konuşamaz. İçinden geçenleri anlatamaz, kırıldığını söyleyemez, yorulduğunu kendine bile itiraf edemez. Ama insan içine sustuklarını sığdıramayınca, bedeni taşmaya başlar. Şifacıların reçetesi yetmez bu sızıya; tahliller temiz, röntgenler dilsiz çıkar.

Çünkü mesele kas değil, kemik değil; mesele, omuzda taşınan ama kimselere gösterilmeyen yüktür.

Söylenmeyen her söz, yutulan her gözyaşı, ertelenen her hayal bedende kendine bir yer........

© Sonsöz