menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HAYAT ERTELENMEZ

10 43
04.02.2026

Sabah sıradan başlar.
Aynı saat, aynı kahve, aynı telaş.
İnsan, bedeninin içinde sessizce büyüyen bir cümleden habersiz yaşar. Ta ki vücut, “Bu bana ait değil” der gibi küçük bir işaret gönderene kadar. Önemsiz sanılır. “Bir şey değildir” denir. Öylesine gidilen bir hastane, aceleyle alınan bir sıra numarası… Hayat, hala kendi hızında akıyordur.

Sonra bir oda.
Beyaz. Fazla beyaz.
Doktorun sesi net ama dünya boğuk…
“Kanser.”

O an zaman kırılır.
Geçmiş, gelecek ve şimdi aynı noktada düğümlenir.
Beyin bunu reddeder, kalp anlamaya çalışır, beden donar.
“Ben miyim?”
“Burada mıyım?”
“Şimdi ne olacak?”

Ölüm ilk kez bu kadar yakındır. Bir kavram değil artık; nefesini ensende hissettiğin bir gerçekliktir. Yaşamak bir anda çok güzel, bir o kadar da anlamsız görünür. Aynı anda hem kaçmak istersin hayattan, hem de ona sımsıkı sarılmak.

Akla ilk düşen çocuklardır.
Sevdiklerin.
Yarım kalmış cümleler, söylenememiş sözler, ertelenmiş “sonra”lar.
Bir film şeridi gibi akar hayat gözlerinin önünden; ama sen sahnenin dışındasındır. O film sürerken sen bir hastane odasında, saate bakarak zamanı durdurmaya çalışırsın.

Süreç başlar ve hayat yavaşlar.
........

© Sonsöz