menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GELECEĞİN SESSİZ SAVAŞI: SU

13 1
12.01.2026

Dünya siyasetinin soğuk ve gri odalarında bazen bir uçak bileti, yalnızca bir yolculuğu değil; bir ülkenin itibarını, bir halkın kaderini ve çoktan kurulmuş bir tuzağın son halkasını taşır. “Kurtarma” diye sunulan parlak tekliflerin ardında çoğu zaman merhamet değil, hesap vardır. Ve bu hesap, giderek daha sık aynı yönteme yaslanır, algı yoluyla mahkumiyet.

Son zamanlarda dolaşan iddia da tam olarak bunu hatırlatıyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya, “Türkiye’ye gidelim” teklifi götürüldüğü söyleniyor. İlk bakışta bir çıkış kapısı gibi görünen bu hamlenin, aslında iki ülkeyi tek bir fotoğraf karesinde yargılatmayı amaçlayan bir kurgu olduğu ileri sürülüyor. Bir iniş, birkaç manşet, tek bir kare… Sonrası tanıdık, uyuşturucu, kara para, suç ağları. Delil gerekmiyor; algı yeterli oluyor.

Bu senaryoyu bozan şeyin, iddiaya göre, tek bir cümle olduğu söyleniyor:
“Türkiye’yi bu kirli oyuna dahil etmem.”

Bu, basit bir reddiye değil. Bu, güç kaybedenlerin çoğu zaman başkalarının itibarını feda ederek ayakta kalmaya çalıştığı bir dünyada, nadir görülen bir duruş. Çünkü bazen en güçlü direnç, oyuna hiç girmemektir. Kaçmamak, satmamaktır.

Bu hikaye yalnızca Venezuela’yla sınırlı değil. Neden yeraltı zenginlikleriyle bilinen coğrafyalar sürekli “batık devlet” etiketiyle anılır? Irak, Suriye, Yemen… Aynı şablon, farklı adresler. Petrolün, gazın, madenlerin üzerinde yaşayan halklar yoksullaşırken; demokrasi, insan hakları ve istikrar kelimeleri eşliğinde başka başkentlerde yeni paylaşımlar yapılır.

Gerçek şu ki bir ülke çoğu zaman tanklarla yıkılmaz.
Bir ülke önce içeriden zayıflatılır.

Irak işgal edildiğinde yıllarca aynı soru soruldu. “Bu kadar büyük bir ordu neden direnmedi?” Cevap, işgal gününde değil; ondan yıllar önce atılan adımlarda gizliydi. Kurumlar aşındığında, liyakat yerini sadakate bıraktığında, adalet tartışmalı hale geldiğinde; devlet refleksini........

© Sonsöz