DÜNYA < 5, GÜÇ = 1 |
“Adalet mülkün temelidir.”
Zalim yönetim, halkın bağını koparır. Bağ koptuğunda yalnızca bir iktidar krizi değil, bir ülke krizi başlar. Çünkü devlet dediğimiz şey; binalardan, üniformalardan, koltuklardan önce insanla ayakta durur. İnsanla bağı kopan bir yönetim, adı ne olursa olsun artık devleti değil, yalnızca gücü temsil eder.
Venezuela’nın son on yılı, bu kopuşun derslerle dolu bir aynasıdır. Hugo Chavez’in ardından iktidara gelen Nicolas Maduro, “devamlılık” iddiasıyla yola çıktı; fakat ülke ağır bir ekonomik çöküşe, hiperenflasyona, yoksulluğa ve büyük bir göçe sürüklendi. Seçimlerin adilliği tartışmalı hale geldi, muhalefet bastırıldı, kurumlar zayıfladı. 2026’ya gelindiğinde Venezuela, yalnızca bir iktidar tartışması değil; meşruiyet, hukuk ve gelecek tartışması yaşıyor. Halk ile yönetim arasındaki bağ koptuğunda, ülke dış müdahalelere açık, içeride kırılgan bir zemine savruluyor.
Hukukun zayıfladığı, meşruiyetin tartışmalı hale geldiği her yerde aynı süreç işler. İsimler değişir, bayraklar değişir yöntem değişmez. Tarih, gücün hukukun yerine geçtiği hiçbir dönemi affetmemiştir.
Baskı, tutuklama ve korku üzerine kurulan düzenler kısa vadede sessizlik üretir. O sessizlik, ilk bakışta “düzen” gibi görünür. Oysa bu bir sükunet değil, boğulmadır. Korkuyla ayakta duran hiçbir yapı, halkın rızasıyla kurulan bir devletin yerini tutamaz. Yönetim adaletle değil talimatla; hukukla değil sadakatle yürütülmeye başladığında toplumla arasına görünmez ama derin bir duvar örer. O duvarın adı güvensizliktir. Ve güvensizlik, bir ülkenin içten içe çürümesinin ilk işaretidir.
Bir ülkede sabah kapısı çalınan herkes irkilerek uyanıyorsa, bir cümle kurmadan önce herkes “başım derde girer mi?” diye düşünüyorsa,
gazeteci yazamıyor, akademisyen konuşamıyor, gençler hayal kuramıyorsa
orada bir yönetim olabilir ama devlet yoktur.
Çünkü devlet, korku dağıtan bir mekanizma değil; güven üreten bir yapıdır.
Zalim yönetim yalnızca muhalifini değil, sessiz kalanını da ezer. Diktatörlük, karşısındakini susturmakla yetinmez; zamanla alkışlayanı bile rehin alır. Gücü tek elde toplayan sistemler, hukuku eğip bükerken “istikrar” der. Oysa aradıkları istikrar değil, itaattir. İtaat ise toplumu ayakta tutmaz; toplumu içten içe........