BAZI TARİHLER ÜŞÜR

Sarıkamış’ı anlatırken çoğu zaman haritalara bakıyoruz.
Oklar çiziliyor, planlar konuşuluyor, cepheler tarif ediliyor.
Oysa orada asıl kaybolan, bir parça toprak değil; insandı.
Tarih bazen zaferleri yazar; bazen de kelimelerin bile üşüdüğü yenilgileri.

Takvimler 22 Aralık 1914’ü gösterdiğinde, Anadolu’nun doğusunda bir ordu yürüyüşe geçti.
Ne zafer naraları vardı, ne de geri dönüş planları.
Önlerinde düşmandan önce dağlar, arkalarında ise geri dönülmez bir kader duruyordu.

Bu yürüyüş, düşmana doğru değil; kışın kalbine doğruydu.

Amaç netti.
Rus Kafkas Ordusu kuşatılacak, Sarıkamış ele geçirilecek, Kars’a giden demiryolu kontrol altına alınacaktı.
Kağıt üzerindeki plan cesurdu.
Gerçek hayattaki karşılığı ise acımasızdı.

Allahuekber Dağları, o günlerde yalnızca bir coğrafya değildi.
Bir sınavdı.
Eksi otuzları, eksi kırkları bulan soğuk; ince kaputlar, biten erzaklar, uzayan yürüyüşlerle birleşince asker için her adım biraz daha ağırlaştı.

Ayaklar ilerliyor, bedenler........

© Sonsöz