AYNI DÜNYAYA BAKAN İKİ ŞAİR
Bazı şairler vardır; adlarını yan yana anınca bir benzerlikten çok, bir yakınlık hissi doğar. Nâzım Hikmet ile Pablo Neruda böyle iki isimdir. Aynı dili konuşmazlar, aynı topraklarda büyümemişlerdir, ama dünyaya bakarken gözlerinin yönü çoğu zaman aynıdır. Sanki biri Karadeniz’in rüzgârından, diğeri Pasifik’in tuzundan konuşur; fakat ikisinin de sözü aynı insana dokunur.
Nâzım Hikmet’in şiiri, yalnızca bir estetik arayış değildir. O şiiri, hayatın içinden çekip çıkarır; hapishane duvarlarından, sürgün yollarından, işçilerin yorgun ellerinden geçirir. Onun dizelerinde insan, soyut bir kavram değil, yaşayan, acı çeken, umut eden bir varlıktır. Bu yüzden Nâzım’ı okurken yalnız bir şairle değil, tanıklık eden bir bilinçle karşı karşıya kalırız. Şiir, onda bir süs değil, bir vicdan biçimidir.
Pablo Neruda’nın şiiri ise daha geniş bir coğrafyada yankılanır. Dağlar, taşlar, madenler, okyanuslar konuşur onun dizelerinde. Ama bu genişlik bir uzaklık yaratmaz; tersine, insanı daha derinden kuşatır. “Canto General (Evrensel Şarkı)”, yalnızca........
