Hayat Krediyle, Huzur Faizle Yok Olup Gidiyor!!!

Bu haftaki köşe yazımda hayatın içindeki önemli bir konuyu ele almak istedim.

Eskiden insanlar yarınları için para biriktirirdi. Bugün ise yarını görebilmek için borç alıyor. Hayatın bizi getirdiği yer ne yazık ki tam da burası oldu. Sabah gözünü açar açmaz telefondaki banka mesajlarına bakan, maaşı yatar yatmaz hangi borcu önce kapatacağını düşünen, kredi kartının asgarisini yatırınca bir nebze nefes aldığını sanan ama aslında daha büyük bir yükün altına giren milyonlarca insan var. Artık birçok evde çay demlenirken bile hesap yapılıyor. Markete gidilirken elde liste değil, zihinde eksik kalan para dolaşıyor. İnsanlar yaşamak için değil, yetişmek için çırpınıyor.

Kredi kartı bir zamanlar kolaylıktı. Kredi ise zor günün destek kapısıydı. Ama şimdi ikisi de birçok insan için hayatı döndürebilmenin mecburi direkleri hâline geldi. Bir buzdolabı alınacaksa kredi kartı, çocuğun okul masrafı çıkmışsa ihtiyaç kredisi, evin mutfağı eksikse taksit, bayram geliyor diye biraz nefes alınacaksa yine kart… Çünkü maaşlar daha elde tutulmadan eksiliyor. Kira, fatura, mutfak, yol, çocukların ihtiyaçları derken insan kendi kazancının sahibi olmaktan çıkıyor. Elindeki para yaşamaya değil, açık kapatmaya yetiyor. Açığı kapatan da çoğu zaman alın teri değil, faizin gölgesi oluyor.

İşte insanın içini en çok yakan yer tam da burası. Çünkü faiz sadece cebimizden para almıyor. Huzurumuzu alıyor. Uykumuzu alıyor. Evimizin içindeki neşeyi, sofradaki rahatlığı, yarınlara dair kurduğumuz cümleleri alıyor. İnsan bir süre sonra maaşını aldığında ne kadar kazandığını değil, ne kadarının daha ilk gün elinden........

© Sonsöz