Dokuz Günlük Tatilin Görünmeyen Bedeli |
Sevgili okurlarım, bu haftaki köşe yazımda sizlerle ekonomik zorlukların giderek arttığı bu dönemde uzun tatillerin özellikle küçük esnaf üzerindeki etkilerini paylaşmak istedim.
Ekonomi gerçekten kötüyse, insanlar neden hâlâ tatil yapıyor sorusu son yılların en çok konuşulan meselelerinden biri haline geldi. Özellikle dokuz günlük resmi tatiller açıklandığında sosyal medya bir anda ikiye bölünüyor. Bir taraf bavul hazırlıyor, diğer taraf ise dükkânının kepengini nasıl açacağını düşünüyor. İşte tam da burada küçük esnafın sesi çoğu zaman kalabalığın içinde kaybolup gidiyor. Çünkü büyük şirketlerin aksine küçük esnaf için tatil, dinlenmek anlamına gelmiyor. Tatil demek çoğu zaman durmuş bir kasa, boş bir sokak ve ödenmeyi bekleyen borçlar demek oluyor.
Bugün bir berberin, bir kırtasiyecinin, mahalle bakkalının ya da küçük bir kafeterya işleten insanın yaşadığı sıkıntıları gerçekten anlamadan yapılan her yorum eksik kalıyor. Çünkü ekonomik kriz sadece market fiyatlarından ibaret değildir.
Asıl kriz, insanın gece yatağa başını koyduğunda ertesi günün hesabını düşünmesidir. Elektrik faturası, kira, çalışan maaşı, kredi kartı ödemesi, çek, senet ve banka kredileri kimseyi beklemiyor. Takvimde kırmızıyla işaretlenmiş tatil günleri geldiğinde borçlar durmuyor. Faiz işlemeye devam ediyor. İnsanlar tatilde deniz kenarında fotoğraf paylaşırken bazı esnaflar boş dükkânında oturup gün sonunu zarar yazarak kapatıyor.
Elbette herkesin dinlenmeye ihtiyacı var. Kimse insanların tatil yapmasına karşı değil. Zaten mesele tatil yapmak değil, ekonominin gerçekleriyle tatil sürelerinin birbiriyle çelişmesi. Bugün insanlar tatile çıkarken bile kredi kartına yükleniyor. Birkaç gün nefes almak için yapılan harcamalar aylarca ödenmeye çalışılıyor. Tatil bitiyor ama borç bitmiyor. Üstelik maaşların büyük bölümü daha ayın ortası gelmeden eriyip gidiyor. Böyle bir ortamda uzun tatiller bazen ekonominin güçlü olduğu görüntüsünü verse de aslında toplumun........