“Bir Zamanlar Böyle Değildik”

Bu haftaki köşe yazımda sizlerle, hepimizin hayatını bir zaman tünelinde tekrar buluşturmak istiyorum.
Bir şeyleri anlatmak için değil… Hatırlamak için. Çünkü insan bazen konuşmak istemez; sadece içinden geçenleri birinin anlayacağını bilmek ister.


Hepimizin hafızasında kalan küçük ayrıntılar var. Evden çıkarken kapıyı yavaşça çekmek mesela. Gürültü olmasın diye değil; içeride kalanların kalbi ürpermesin diye. Ardından gelen o tanıdık ses… “Üşüme.” Bazen sadece o kelime. Gün boyu insanın cebinde taşıdığı bir şey gibi. Para değil; güven.


O yıllarda evler üç artı birdi. Geniş değildi ama dardı da sayılmazdı. Asıl mesele ölçüsü değil, içindekilerdi. Aynı evde daha çok insan yaşardı. Birinin canı sıkılsa fark edilirdi. Odasına kapanıp susmak uzun sürmezdi; biri mutlaka kapıyı çalardı. Sofraya oturulurken herkes beklenirdi. Bir kişi eksikken başlanmazdı. O evler insanı yalnız bırakmazdı.


Sonra hayat, fark ettirmeden başka bir yöne doğru aktı. Daha sessiz olsun istedik. Daha az yorucu olsun istedik. Biraz da kimseye karışmayalım diye… Bir artı birler çoğaldı; evler küçüldü ama içimizdeki boşluk büyüdü. Alan daraldı, sesler azaldı. Aynı evde yaşayıp günlerce birbirini görmeyen insanlar olduk. Kapılar daha sık kapandı, konuşmalar kısaldı.


Evlerin içi değişirken dışarısı da sessizliğe büründü. Kapı önlerinde duran sandalyeler kayboldu. Akşamüstleri sokakta oyalanan dizleri kabuk bağlamış çocuklar yok artık. Top peşinde koşmaktan yorulmuş, düşüp kalkmış ama........

© Sonsöz