23 NİSAN |
Baharın insanın içine işleyen o tatlı tedirginliği yine kapımızda…
Ağaçlar, sanki uzun bir uykudan uyanmış gibi utangaç utangaç tomurcuklanıyor. Çimenler
“Ben de buradayım” diyor. Kuşlar ise sabahın erken saatlerinden itibaren
bir bayram provasına başlamış gibi… Doğa, kendi 23 Nisan’ını çoktan ilan etmiş aslında.
Ama gelin görün ki, bizim 23 Nisanlarımız biraz mahcup…
Eskiden, hani şu dizlerimiz yara bere içinde, cebimizde leblebi tozuyla dolaştığımız yıllarda…
Okul bahçelerinde sıraya girerken içimiz kıpır kıpır olurdu. Bir günlüğüne bile olsa “büyümüş”
sayılırdık. Kimi vali olurdu, kimi öğretmen… Ama en çok da çocuk olurduk.
Sanki gökyüzü bile bu coşkuya dayanamayıp gözyaşı dökerdi. Tam şiir okuyacaksın, bir
bakarsın yağmur başlamış. Bayram iptal olmazdı ama; sadece saçlarımız ıslanır, şiirlerimiz
biraz titreyerek okunurdu. Belki de o yüzden daha içtendi her şey.
Bugün bayramlar biraz daha “programlı”
, biraz daha “protokollü”
Çocukların sesi bazen mikrofonun cızırtısına karışıyor, bazen de büyüklerin konuşmaları
arasında kayboluyor. Sanki birileri bu bayramı usul usul........