Lağım I
İran’a emperyalist saldırının başlamasının üzerinden bir haftadan fazla bir süre geçti. İsrail ve ABD İran’ı sürekli bombalarken İran da savaşı Körfez ülkelerini de kapsayacak şekilde yaymaya gayret ediyor. İran’da ölü sayısı artıyor. Çünkü rivayet doğru ise Amerikan emperyalizmi ile İsrail faşizmi sivil kaybını en çoklaştıran halı bombardımanı yapıyor. En son İran tarafında ölü sayısı 1600’ü geçmişti. Önce sadece liderleri, Ayetullahları öldürdüklerini söylediler, ama şimdi sivil halkı öldürdüklerini onlar bile reddetmiyorlar. İran Hürmüz Boğazı’nı kapattı ve küresel kapitalizm açısından bir tür ekonomik şok yaratmış oldu. Bunlar dışarıya yansıyan yüzü savaşın.
Bir de sizden, benden, herkesten içeri bir yüzü var savaşın. Amerikalı bir yetkili öldürülen kız öğrenciler için “zaten büyüselerdi de burkaya girecek ve özgür olmayacaklardı” yorumu yaptı. Amerikan Savunma Bakanı (kendisine Savaş Bakanı dedirtiyor bu arada) Pete Hegseth “İranlılar daha ne kadar yaşayacaklarını merak etsinler” imalı bir mesaj verdi. Devrik şahın oğlu sürekli İran’a döneceğini ve Amerika ile el ele verip ülkeyi hak ettiği yere taşıyacaklarından bahsediyor. Diasporadaki Şah taraftarı İranlılar kudurmuş gibi ölülerin üzerinde dans ediyorlar. 87 yaşında ve rivayet doğru ise zaten kanser olan, kaçmayı reddeden bir dini lideri öldürdükleri için bayram ediyorlar.
Hindistan gösteri için çağırmış İran’a ait savaş gemisini, o da silahsız gitmiş. Üstelik silahsız olduğu açıkça bildirilmiş. Dönüşte Sri Lanka açıklarında batırıldı ABD tarafından. 100’den fazla İranlı gemici öldü. Hem de anlatılanlar doğru ise patlamada ölmediler, boğularak öldüler. Kimse kurtarmak için gelmedi, boğularak öldüler. Onları çağıran ırkçı Modi ve rejimi bir başsağlığı mesajı bile yayınlamadı.
Her gün bombalıyorlar, ve ölü sayısı artıyor. Yüreklere, merhamete, empatiye değiyor mu? Emin değilim. Kalpsiz, ruhsuz, empatisiz barbar bir dünya yarattılar. Gazze’de görmedik mi? Aylar boyunca öldürüldüler, hala öldürülüyorlar. Bütüncül bir yok etme bu. Şimdi İran’ın tepesinde aynı yok etme mekanizması. Halk sokaklara dökülecek rejimi yıkacak sandılar. Sokaklara dökemedikleri halkı öldürüyorlar şimdi. Saldıran tarafta yiğidin ve yiğitliğin olmadığı bir savaş bu. Cesurca çarpışmak yerine yüzleşmekten korktukları bir halkı uzaktan, kendilerini sağlama aldıktan sonra katlediyorlar.
İranlılar ölürken Küba’yı gündeme aldılar değil mi? Kolayca düşer dediler, Kübalı bir Delcy Rodriguez çıkacak dediler. Bir yanda İran diğer yanda Küba. Ne istiyorlar? Emperyalizm en başta nedir biliyor musunuz? Diz çöktürmektir. Emperyalizm diz çökmeyeni sevmez. Diz çöktürmek işi bir nebze kapitalizm öncesi büyük imparatorlukların törensel ritüellerinden biriydi. Roma esir aldığı kralları ve generalleri zincirlenmiş bir şekilde Roma’da yürütürdü. Timur’un aynı şeyi yendiği ama henüz öldürmediği rakiplerine yaptığı biliniyor. Rivayet doğru ise yendiği Yıldırım Bayezid’i kafese kapatmıştı, teşhir amacından öte bir şeydi. Trump ve çetesi de Maduro’yu New York’ta gezdirdiler. Şimdi Amerikan emperyalizmi ve İsrail siyonizmi bombaların ve füzelerin hedefe ulaştıktan sonraki patlamalarını bile isteye dünya ile paylaşıyorlar. Ölümün kendisi sıradanlaştı, görülmez oldu. Her bombanın ve her füzenin insan öldürdüğünü bilmekteler, hatta bunu inkar da etmiyorlar. Sarsıcı olanın ölüm değil, öldüren olduğuna dair sapıkça bir algıyı kabul ettirdiler şimdi dünyaya. Tahran’ın bombalanmasını bir tür gösteriye dönüştürdüler. İnsanlar ölsün, ölsün ki “Amerika’yı yeniden büyük kılabilelim”.
Her gün insanlığın kazanımlarının yüzüne tükürmekteler. Pete Hegseth denilen haydut bakanlık yapıyor. Dövmeleri varmış, bu dövmelerden biri Haçlı haçı (Haçı Seferlerine gidenlerin kullandıkları haç) imiş. Bakan sıfatlı bu katil her konuşmasında bunu bir tür Haçlı Seferi gibi gördüğünü açıklıyor. Sonra Marco Rubio var, ağzını her açtığında her türden yalan ve dolan, dışkıyla karışık demagoji fışkırıyor. Vance var, bunların arasında en az konuşan ama galiba en yönlendiricisi bir yerde. Bunlar Trump’ın haydut çetesi. Şimdi bu rezilliği yaratan malum çeteden bahsetmek gerekiyor.
Bundan sonra Monthly Review okulundan John Bellamy Foster’ın “The Trump Doctrine and the New MAGA Imperialism” (Trump Doktrini ve Yeni MAGA Emperyalizmi) başlıklı makalesinden çok yararlanacağız.1 MAGA, “Make America Great Again” (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap”) ifadesinin kısaltması, Trump’ın birinci başkanlık döneminde açıkça ortaya çıkan, Trumpçı, tutucu, ırkçı, emperyalizm yardakçısı bir hareket. Sıradan insanlardan sözde entelektüellere kadar geniş bir yelpazeyi barındırıyor. 2021 Ocak’ında Kongre’yi basan bu güruh işte. Foster bu hareketin sınıfsal tahlilini de yapmış. Öncelikle burjuvazinin en yeni katmanlarından oluşuyor. Hareketin içindeki milyarder sayısı oldukça yüksek. Özellikle bilişim, finans, e-ticaret gibi görece yeni sektörlerden beslenen zenginleri içeriyor. Bir de kendini sürekli kaybeden gibi hisseden beyaz işçi sınıfının bir bölümü var bu koalisyonun içinde.
Görünüşte bu MAGA sanki izolasyonist olacaktı, yani Amerikan emperyalizminin elini ve kolunu kısaltacak ve hatta gaflete düşmüş kimi solcuların iddia ettiği gibi anti-emperyalist olacaktı. Olmadı. Tam tersine bugün Amerikan emperyalizminin tarihindeki en kanlı ve en saldırgan sayfalardan biri açılmış durumda. Peki bu MAGA nasıl bir dünya görüşüne sahip? Foster’dan detaylı aktarımlara başvuralım.
Öncelikle “Trump Doktrini” ne anlama geliyor? Önceki haftalardan birinde bahsetmiştik. Bu kavramı icat eden MAGA'cı Michael Anton. Anton 2017 ile 2018 arasında, yani Trump’ın ilk başkanlık döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi. İkinci başkanlığı döneminde Trump onu daha etkili bir göreve getirdi. Daha da ilginci onu İran ile görüşmeci tayin etti. Trump Doktrini kavramını ilk defa 2017’de bu adam icat etti. Anton 2010 yılında “Iran and the Costs of Containment” (İran ve Kuşatmanın Maliyetleri) başlıklı bir makale yazdı. Bu makalede doğrudan saldırı yerine yaptırımlar ve kuşatma ile İran’ı yıpratma planının maliyetlerinden bahseden Anton saldırının en iyi yol olduğunu daha o tarihte ilan etmiş oldu.2 Kısacası İran’ın vurulması yeni bir plan değildi. Bu zerzevatın İran ile görüşmelere memur tayin edilmesi kuşkusuz İran’ı oyalama taktiği olarak da algılanmalıdır.
Foster, Anton’un Trump Doktrini görüşünü aktarıyor. Anton’a göre Trump Doktrini’nin dört yapısal temeli var: Ulusal popülizm, liberal enternasyonalizme karşıtlık, diğer ülkelerde bu iki ilkeyle uyumlu milliyetçiliklere izin verilmesi ve Amerikan toplumundaki ve imparatorluğundaki etnik çoğulculuğa karşı çıkma. Trumpist cinnetin ırkçı ve evanjelist damarları güçlü. “Yabancıların, Latinoların, Afro-Amerikalıların soyduğu beyaz Amerikalı”, Trump’ın faşizminin altyapısı bu. Ancak Anton kendince bir uluslararası hukuk normu da koyuyor. Ona göre hukuk daha güçlü olanın çıkarının gözetilmesidir. Bu nedenle Amerikan emperyalizmi kendi kurdurduğu kurumların bile yüzüne tükürüyor, çünkü bu kurumlar görünüşte olsa da zayıfı koruyorlar MAGA’nın çapsız kuramcılarına göre.
Bu çete çoktandır Çin karşıtı bir küresel politikanın “kuramsal” ve siyasal altyapısını kuruyor. Foster haklı olarak bu politikaya anti-Kissinger bir hat diyor. Malum Amerikan emperyalizminin 1960'lar ve 1970'lerdeki en parlak çocuğuydu Henry Kissinger. En büyük hayali de Amerikan emperyalizmi ile Maoist Çin arasında kurulacak anti-Sovyetik ittifaktı. Nitekim maharetli Kissinger’ın çabaları ve Maoist anti-Sovyetizminin katkılarıyla 1972’de, Pekin’de Mao ve Nixon kadeh kaldırmışlardı Moskova’ya karşı.3 Kissinger’ın bu politikası şimdi MAGA'cılar tarafından tersine çevrilmektedir. Üstelik Çin karşıtlığının daha önceki başkanlar tarafından atılmış bir temeli de var. Çin mi? Henüz bir ses çıkarmadı. Emperyalizm kağıttan kaplan olmayabilir ama görünen o ki Çin kapitalizmi kağıttan kaplandır.
Devam edelim. Bu çete uzunca bir süredir Çin’i en büyük düşman olarak görüyor. Ve tüm savunma ve saldırı hattını bu bakış açısına göre kuruyor. Bu bakış açısını sürükleyen ve ayakta tutan bazı Trumpçı düşünce kuruluşları var.
Örneğin American Compass. Web sitesine girince anlıyorsunuz, bir tür gözü dönmüşler cemiyeti olduğunu. Bir el kitabı yayınlamışlar, adı “Rebuilding American Capitalism” (Amerikan Kaptalizmini Yeniden İnşa Etmek).4 Bu el kitabının Küreselleşme bölümünün alt başlıkları: Dış ticaret açığını yok et, Çin’e Amerikan yatırımlarını engelle, Çin’in Serbest Ticaret Ortağı ve Dünya Ticaret Örgütü üyeliği statüsünü reddet… Böyle gidiyor, gerçek bir deli saçması. Diğer taraftan Trump Doktrininin ekonomik bakış açısını gözler önüne seriyor. Bunun yanında bir Manhattan Institute For Policy Research var, o da çok etkili bir düşünce kuruluşu.
American Compass’ın en büyük destekçilerinden biri bir finansal şirket, Hudson Bay Capital Management. Bu şirket Trump’ın şirketler grubu ile doğrudan bağlantılı. Ayrıca American Compass’ın diğer bir büyük destekçisi de Thomas D. Klingenstein fonu diye adlandırılan bir fondur. Thomas Klingenstein ise bilinen azılı bir siyonisttir. Aynı kişi aynı zamanda siyonistliğiyle bilinen Claremont Enstitüsü’nün de başkanı. Aslında buradaki finans ve ödeme ilişkilerinin çoğu noktasında Yahudi kökenli sermaye var.
MAGA'cıların en azından cümle kurabilecek olanlarının kuramcı yapılmış olmaları kuvvetle muhtemeldir. Bazı konularda gizli kalmış olanı açığa vurmaktan çekinmiyorlar. Örneğin bunlardan biri, Russell Vought, Filistinlilerin asimile bile edilmeyeceklerini, bütünüyle batının standartlarının dışında olduklarını söylemiş. Böylece Nazilerin Yahudilere karşı siyasetlerine benzer bir siyasi hatta ulaşmış oldular. Naziler de toprağın asimile edilebileceğini ama Alman olmayanların ve Yahudilerin asimile edilemeyeceklerini iddia etmişlerdi. Şimdi aynı bakış açısıyla İran’ı bombalıyorlar. MAGA'cıların içinden bile itirazlar yükselmeye başladı. Ancak ABD’deki İsrail etkisini yenemiyorlar bir türlü. Trump ve çetesi giderek bölünüyor. Bir bölümü İsrail siyonizmine bütünüyle teslim olmuş durumda ve İsrail ile birlikte Tahran’da ölenleri kutluyorlar. Diğerleri ise İran’ı küçük ve maliyetine değmeyecek bir kazanç gibi görüyor (yani İranlılar için değil maliyetler için karşı çıkıyorlar). Bu bölüm asıl düşmana yönelmek gerekirken neden İran gibi önemsiz bir ülkenin hedef gösterildiğini anlamıyor.
Bu ikinci cenah içinde ilginç öneriler gelmektedir. Mesela American Compass çatısı altında gibi görünen Eldridge Colby (ki Foster eski CIA başkanı William Colby’nin oğlu olduğunu ekliyor) Çin’deki ulaştırma ve üretim altyapısına sınırlı bir saldırıyı salık veriyor. Eğer bunun üstüne Çin savaşı tırmandırırsa ABD’nin sınırlı bir nükleer karşılık vermesinin de olasılık dahilinde olduğunu ekliyor. Trump’ın çetesi dünyayı bir tür yıkıma götürüyor gibi görünüyor.
1John Bellamy Foster: The Trump Doctrine and the New MAGA Imperialism — The Jus Semper Global Alliance, July 2025. [https://jussemper.org/Resources/Democracy%20Best%20Practices/Resources/JBFoster-TrumpDoctrineMagaImperialism.pdf]
John Bellamy Foster: The Trump Doctrine and the New MAGA Imperialism — The Jus Semper Global Alliance, July 2025. [https://jussemper.org/Resources/Democracy%20Best%20Practices/Resources/JBFoster-TrumpDoctrineMagaImperialism.pdf]
2Michale Anton (2010) “Iran and the Costs of Containment” National Review [https://www.nationalreview.com/2010/05/iran-and-costs-containment-michael-anton/]
Michale Anton (2010) “Iran and the Costs of Containment” National Review [https://www.nationalreview.com/2010/05/iran-and-costs-containment-michael-anton/]
3Maoist Çin o dönemde Sovyetlere karşı mücadele eden mücahitleri ve Taliban’ın atababalarını anti-emperyalist ilan etmişti.
Maoist Çin o dönemde Sovyetlere karşı mücadele eden mücahitleri ve Taliban’ın atababalarını anti-emperyalist ilan etmişti.
4https://americancompass.org/wp-content/uploads/2023/06/AC-Rebuilding-American-Capitalism_Digital.pdf
https://americancompass.org/wp-content/uploads/2023/06/AC-Rebuilding-American-Capitalism_Digital.pdf
